Patronsuz Medya

Tepeleme kültürü ve Feminizm

  Necdet Şen - 2 Temmuz 2008


Nişanyan çifti arasında geçen tatsız olayın yankıları olayın kendisinden de ilginç bir hal alıyor.

Nitekim Etyen Mahçupyan dün Taraf gazetesindeki yazısında Sevan sadece Sevan değildir diyerek konunun bu yanına vurgu yaptı. Yani Sevan Nişanyan'ın hatası üzerinden onun savunduğu fikirlerin karalanması eğilimine.

Herhalde içimizde bu kişinin onca yıllık hayat arkadaşına reva gördüğü çirkin tavrı onaylayan biri yoktur.

Ama bir de madalyonun diğer yüzü var ki en az olayın kendisi kadar sorunlu. O da kendilerini 'Feminist' olarak takdim eden ama eylemlerine bakıldığında daha çok futbol maçlarından çıkmış fanatik taraftarları andıran bir avuç kadının izlediği protesto yöntemi.

Eğer bir biçimde ortalıkta görünen biriyseniz ve onların kaba klişeleriyle aranızda uyum sorunu varsa, bu kadınların saldırganlığından kendinizi sakınmanız gerekiyor.

Bu tarz kadınlarla eskaza yolunuz kesişmişse ve şöyle alıcı gözüyle gözlemlediyseniz, gözünüze ilk çarpan şey, en kabadayı erkeği bile sindirebilecek bir hiddet ve celâdet oluyor.

Sanki iki cinsin arasında bir tarafın diğerini yok edeceği güne kadar sürecek olan bir kan davası var ve buralı Feministin ilk görevi tüm alıngaçlarıyla hasım (erkek) ırkın açığını aramak, bulunca da mahvetmek.

İyi güzel de, diyelim ki Sevan Nişanyan yazı yazmakta olduğu Agos gazetesinden kapı dışarı edildi ve diyelim ki bir daha da hiç bir yerde yazma imkânı bulamadı. Bunun mala davara faydası ne?

Kitaplarını yasaklatsan ne olacak? Ailevî referanslarıyla mı yazar olmuş bu kişi, yoksa bu hırçın kadın savaşçılarınkiyle kıyas kabul etmeyecek olan bilgi dağarcığıyla mı?

Ülkenin düşünce ortamını kalifiye bir zihinden yoksun bırakmak kadın hakları savunuculuğu mu oluyor şimdi?

Andre Malraux (hani şu İspanya iç savaşını anlattığı Umut romanıyla ülkemizde de çok beğenilen yazar), onun bir vakitler Kamboçya'daki bir tapınakta bulunan tarihi kabartmaları gizlice söküp kaçırırken koloni yönetimi tarafından tutuklandığını kaç kişi hatırlar?

Sonra Fransa'ya kültür bakanı olduğunu?

Sanat ve kültür dünyasının arka bahçesini araştırdığımızda karşımıza çıkacak sapkınlık ve suçları alt alta dizersek okuyacak yazar bulmakta zorlanabiliriz. Doris Lessing'den başkasını da okuyorsak tabii.

İnsanların özel hayatı, adı üstünde onların özel hayatıdır. Sevan Nişanyan da hayat arkadaşına karşı takındığı sakil hareketin hesabını kanuna, arkadaş çevresine, orda burada rastladığı ve artık kendisine serin duran okurlarına verecektir zaten.

Peki bu yok etme merakı nereden geliyor? Bu şiddet, bu ezme, linç eğilimi? Bu nefret? Bu dinmek bilmeyen öfke? Bu 'biz' ve 'onlar' kamplaşması?

Erkeklerin kadınlar üzerinde kurmuş olduğu hegemonyaya karşı çıkmakla bu hegemonyanın el değiştirmesini talep etmek aynı şey mi?

Öfkesi hep burnunda Feminist protestoculara şunu sorsak, acaba hiddet ve hakaret içermeyen bir cevap alabilir miyiz?

Neden bu ülkedeki mürekkep yalamış kadınların pek çoğu kazaen de olsa 'Feminist' diye adlandırılmaktan çekiniyor?

Neden Feminizm denince çoğunluğun aklına uzlaşma ve müzakere kültürüyle başı hoş olmayan, kamplaşan, saldıran, iğne batıran, saç baş yolan, erkeklerle erkeklik yarıştıran bir kadın prototipi geliyor?

Bu, Feminizmin mi kusuru, yoksa Feminizm'i totaliter bir zihniyetle harmanlayıp doğraya biçe 'protesto eden' bir kısım buralı Feministin mi?

* * *

Tarihe yaşarken tanıklık etmek

Gün olur, binlerce yıldan beri kıpırtısızca aynı çukuru dolduran su birikintisi, çatlağını bulup akmaya başlar. Bu altüst oluş anında kıpırtısızlıktan çürümeye yüz tutmuş olan suyun da kötü kokularından arınıp temizlenmesinin önü açılmış olur.

Öyle günler yaşıyoruz.

Yok hayır, Akçasazın Ağaları diye bir roman yazmaya başlamadım. Ergenekon soruşturmasından söz ediyorum.

Doğrusu ilk zamanlar bu konuda çok fazla umutlu olamıyordum. Gelir bir yerlere dayanır, daha da ileri gitmez bu, olan Şemdinli davasında olduğu gibi soruşturmayı yürüten savcıya olur diyenlerdendim.

Şimdi bütün kalbimle yanılmış olmayı umarak televizyon ve internete bakıyorum.

Herhalde önümüzdeki günler gazeteci milleti ve hatta tüm ahali için isim-toto oynayarak geçecektir.

Başka kimler girer bu davanın içine, kimler sıyrılır?

Dün de belirttiğim gibi, dileğimiz Türkiye'nin bu keskin virajı kazasız belâsız alıp bir an evvel düzlüğe çıkması.

diYorum

Necdet Şen neler yazdı?

Etiketler

Aile AKP Ali Türkan Amerika Araba Aydın Bacı Beslenme Bilim Cem Karaca Cehalet CHP Cinsellik Çevre Çizgi Roman Çocuk Demokrasi Deprem Derkenar Devlet Dil Din Distopya Edebiyat Eğitim Ekonomi Erkek Fanatizm Felsefe Feminizm Gençlik Günce Hayat Hayvanlar Hızlı Gazeteci Hoyratlık Hukuk İnternet İslâm Kadın Kapitalizm Karikatür Kariyer Kedi Kemalizm Kemal Tahir Kent Kitap Kişilik Komplo Konut Kültür Kürtler Mavra Medya Mektup Militarizm Milliyetçilik Mizah Modernite Müzik Necdet Şen Nefret Nereye Nostalji Pazarlama Polemik Portreler Psikoloji Reklam Safsata Sağlık Sanat Savaş Sevgi Seyahat Sinema Siyaset Sol Sosyoloji Spor Şarap Şiir Tarih Teknoloji Telefon Televizyon Terör Toplum Tutunamayanlar Ütopya Vicdan Yazmak Yalnızlık Yaşlılık Yergi Yoksulluk

Derkenar'da     Google'da  

105