Patronsuz Medya

Bu millet adam olmaaaz!

  Necdet Şen - 23 Ekim 2002


Kardeşlerim! Herkes yerine oturdu mu? Lütfen kardeşlerim! Arka taraftakiler! Lütfen! Oturalım!

Kardeşlerim! Gün, kenetlenip yekvücut olma, inandığımız değerlerden zerre kadar ödün vermeme günüdür! Bizi bölmek, aklımızı bulandırmak istiyorlar! Kanmayalım sayın kardeşlerim!

Doğruyla eğrinin kıstasları sadece bizim dağarcığımızdadır ve o doğru/eğri ölçütü ilelebet kaydıyla değişmezdir kardeşlerim! Başkaları bilmez, yalnızca biz biliriz!

Bu hakikati ayrım gözetmeksizin herkese öğretmek zorundayız kardeşlerim!

Kuşaklar boyu hep anlattık; yine anlatacağız! Cahil bıraktırılmış kalabalıklara, her ahval ve şeraitte, kafalarına kaka kaka, tekrar be tekrar tebliğ ettiğimiz bu derin hakikat (her şeyin kötüye gittiği olgusu), ne yazık ki her şeyin kötüye gittiği günümüz ortamında eskisi kadar kayıtsız koşulsuz ve tartışmasız kabul edilemiyor değerli kardeşlerim!

Arka taraftaki arkadaşlar! Lütfen! Oturunuz! Konsantremi bozuyorsunuz!

Şu tarafta yer var, o tarafa kayalım! Biraz acele edelim lütfen! Mersi!

Kardeşlerim!

Bugün aramıza yeni katılanlar var; o nedenle açılış konuşmamdan önce aramıza yeni katılan bu yeni arkadaşlara, kapalı cemaatimizin giriş andını okutmak istiyorum!

Böyle buyurun arkadaşlar! Teksirle çoğaltılmış andımızdan birer adet alınız!

Lütfen size tane tane okuduğum bu andı siz de aynı gramer ve vurguyla tane tane tekrarlayınız!

Ünite I: Andımız

Gökyüzünde yalnız gezen şeamet kuşları şahidimdir ki…

Bu seçkinler loncasına adımımı attığım bugün, özel ve sorumlu bir bireyi olduğum bu cemaatin tüm değer ve inançlarına sorgulamaksızın inanacağıma…

Yaşadığım her an, cemaatimin doğruları dışında kalan her türlü zehirli fikir ve yoruma kulaklarımı tıkalı tutacağıma…

Cemaatimizin en temel düsturu olan yergi ve vıdıvıdı ödevimi günün her saatinde, her ahval ve şeraitte, yağmurda, fırtınada, yatakta, sokakta, trende, minibüste, semt pazarında, bakkalda, durakta, lokantada, kahvehanede, cehennemin dibinde, kısacası, konu ve ortamın özel koşulları ne olursa olsun, aksatmaksızın yerine getireceğime…

Cemaatimizin dünya görüşünü ve halet-i ruhiyesini kendi dünya görüşüm ve halet-i ruhiyem olarak içselleştireceğime, bizim için büyük ortak akıl tarafından oluşturulmuş olan bu fikriyat ve halet-i ruhiyeden bir dirhem bile ödün vermeden orada bulunanlara tebliğ ve telkin ve dahî vücut kimyalarına etki edeceğime…

Beni bu yoldan döndürmek ve bugün olduğumdan daha iyimser, daha huzurlu yapmak isteyenlerin yalan ve desiselerine asla kanmayacağıma…

Diğer insanları bilinçlendirmek için onların rızasını almayacağıma, onlara tebliğ ettiğim derin hakikatin onlarda bıkkınlık ve ikrah yaratmasından zerre kadar etkilenmeyip, kendi bildiğimden şaşmayacağıma…

Yediğim ekmek ve içtiğim şalgam suyu adına…

And içerim!

* * *

Teşekkür ederim arkadaşlar! Yemin metni sizlerde kalabilir!

Şimdi de Örnek Bireyin Kimliği bölümünü hep beraber okuyacağız arkadaşlar! Bir sonraki sayfa! Hayır, orası değil, bir sonraki! Evet! Hayır! Siz bu bölümü benimle birlikte tekrarlamayacaksınız, sadece dinleyeceksiniz!

Ünite II: Örnek Bireyin Kimliği

Örnek Birey, topluma karşı sorumluluk hisseder! Çünkü toplum, tuvalet eğitimi verilmesi gereken minik bir finodan farksızdır!

Örnek Birey bu sorumluluğu gereğini yapar ve toplumu eğitmek için hiç bir fırsatı ziyan etmez!

Toplum değiştirilmeyi kabullenmezse, bu keyfiyet onun cehaletini gösterir ve Örnek Birey cahil kitlelerin direnişini kırmak için tüm ısrar ve telkin mekanizmalarını sonuna kadar kullanır!

Düzen bozuktur arkadaşlar! Bunu her fırsatta dile getirmeli ve aklınıza gelen ilk örnekle desteklemelisiniz! Muhatabınızdan tepki alamazsanız, anlamamış olma ihtimalini göz önünde tutarak, ikinci, üçüncü, bilmem kaçıncı örnekleri de arka arkaya sıralamalı, ona itiraz hakkı tanımamalısınız!

Muhatabınız sizin bu muhalif tavrınıza itiraz eder ve iyimser olmayı önerirse, onun tehlikeli bir gaflet ve dalâlet içinde bulunduğunu anlamalı ve hizaya getirmek için hemen oracıkta huysuzluk ya da alınganlık gibi suçlamalar içeren ve her ortamda geçer akçe olan derin tahlillere başvurmalısınız!

Bu ülke bütün diğer ülkelerden daha berbattır arkadaşlar! Bu ülkede kötü giden şeyler sizin fikriniz alınmadığı için kötüdür ve siz yapılabilecek her şeyi yapmak isteseniz bile böyle gelmiş böyle gideceği için, hiç bir girişimde bulunmuyor olmanız son derece doğal ve mantıklıdır!

Bunları sizden başka kimse bilmez sayın arkadaşlar! Herkesin salak bir sizin akıllı olduğunuz gerçeğini hep aklınızda tutmalı ve tevazu gibi modası geçmiş lüzumsuzluklara kanmayıp, bildiğiniz derin hakikati herkese acilen anlatmalısınız!

Dinlemek istemeyenin eşekliğine boyun eğmemeli, bağıra çağıra anlatmalısınız!

Bu ülkede doğmuş olmak sizin talihsizliğinizdir arkadaşlar! Başka ülkede olsanız, daha mutlu olacağınızın bilincinde olmalı ve ülkenize ve onun halkına nefret kusmakta beis görmemelisiniz!

Din kitlelerin afyonudur arkadaşlar! O nedenle, dinsel inançları her ortam ve fırsatta aşağılayınız! İnsanları dinden soğutmak için, onların kutsal buldukları her şeyle çekinmeden alay ediniz! Bunu yapmak sizin seçkin ve aydın vasıflarınızın bir gereğidir!

Dinsel dogmalarla sonuna kadar savaşırken, diğer yandan Ulu Önder'imizin yüce ve dokunulmaz şahsiyetine uzatılacak dilleri koparmak da boynumuzun borcudur!

Düşman, dönemden döneme kimlik değiştirebilir; ama unutmayınız ki, her zaman savaşılması gereken bir düşman ve ittifak yapılması gereken silâhlı bir kuvvet bulunacaktır! Müstevlilerin kirli emellerine kanmamalısınız sayın arkadaşlar!

Unutmayınız, sizler seçilmiş kişilersiniz; erdem ve kazanç arasındaki tercihinizi yaparken, topluma karşı bir göreviniz olduğunu ve bu görevin, öncelikli olarak, halen bulunduğunuz mevzileri korumak olduğunu hep aklınızda tutunuz.

Bu cümleden hareketle, gerektiğinde yolsuzluk, suistimal, nemelâzımcılık, iki yüzlülük, yalan, riya, rüşvet, adam kayırma ve diğer kişilik zaaflarını gösterebilir, kazançlı çıkmak ya da en azından zararlı çıkmamak adına bu istenmeyen davranışları göstermiş olabilirsiniz! Ama koşulların dayattığı bu geçici zaaflar, sizin toplumumuzdaki ahlâkî çöküntüyü her ahval ve şeraitte en sert ve kararlı dille eleştirmenizi ve gerçek suçlunun kitap okumayan, opera ve bale seyretmeyen, köydeki evine kuyruklu piyano almayan, elektro bağlama dinleyen kara kafalı barbarlar sürüsünün yanlış politikacılara oy vererek düzeni sizi bile düzene uymak zorunda bırakacak kadar yozlaştırması olduğunu bilecek ve ne yapmış olursanız olun, kendinizi temiz, diğerlerini kirli olarak görmeye devam edeceksiniz!

Çünkü cemaatimize olan aidiyetiniz, sizin her ahval ve şeraitte temiz ve makbul kalmanızı sağlar! Erdem de erdemsizlik de tek tek davranışlarınıza değil, hangi taraftan olduğunuza bağlıdır!

Sizler seçilmiş kişiler olduğunuz için, kirli ve erdemsiz işlere de bulaşsanız, bunun soylu davamıza hizmet ederken zorunlu kaldığınız taktik manevralar olduğunu bilecek ve temiz toplum ülküsünün gerçek savunucularının yine de siz, kendiniz olduğunuzu unutmayacaksınız!

Çünkü arkadaşlar, suçlayan suçlanana karşı, beğenmeyen beğenene karşı her zaman bir sıfır öndedir; bunu asla unutmayınız!

Bırakınız cahiller beğensin; siz beğenmeyiniz!

Bırakınız zevksizler sevsin; siz sevmeyiniz!

Bırakınız ahmaklar mutluluk duysun; siz kendinizi mutsuz hissediniz!

Mütemadiyen, yakınınız, söyleniniz, öfke saçınız sayın baylar ve bayanlar! Akıllı insanların temel özelliğidir bu! Her ahval ve şeraitte haklı ve öncelikli olduğunuzu biliniz!

Devrimci olunuz! Yani siz dünyaya ayak uyduracağınıza, dünyadan size ayak uydurmasını isteyiniz! Bu olmadığı takdirde de dünyaya küsünüz! Sizi onaylamayan hakikatlerle kavga ediniz!

Cematimizin temel halet-i ruhiyesi mutsuzluk ve söylenme üzerine kuruludur! Çünkü mutluluk ahmaklara ve budadalara has bir gaflet ve dalâlet uykusu olup, her sorumlu yurttaş böyle bir toplum manzarası karşısında dehşete kapılır ve doğaldır ki müzmin mutsuzluk içinde yaşar!

Kara kafalı kalabalığın gaflet ve dalâletini her ortam ve imkânda suratlarına çarpacak, onlara sizinkinden daha iyimser bir halet-i ruhiyeyle yaşama şansını tanımayacaksınız!

Sizin gibi seçilmiş ve kutsanmış bireylerin mutsuz ve aradığını bulamamış insanlar olarak yaşadığı bir toplumda kimsenin gülüp eğlenmeye, duyarsız ve kaygısız davranmaya, etrafımızı sarmış olan bu kepazeliğe tepkisiz kalmaya hakkı yoktur!

Tepkinizi en yakınınızdaki insana yansıtınız muhterem efendiler! O da en yakınındakine, en yakınındaki de kendisinin en yakınındakine yansıtırsa, bu tepki sonunda Mısır'daki Sağır Sultan'a ulaşır ve siz görevinizi başarıyla tamamlamış olursunuz!

Unutmayınız, toplumumuzun düzelmesi için, uzlaşmaz çelişkilerin keskinleşmesi, safların netleşmesi gerekir! Bazı gafillerin içine düştükleri yalancı huzur duygusunun yarattığı afyon etkisiyle hayata daha iyimser ve mütevekkil bakmaları affedilemez! Bu cahil kitleleri sarsmak, umutsuzluk duygusunu dayatmak, yıkanmış olan beyinlerindeki toz pembe izlenimleri ve sözüm ona akıl yürütme yeteneğini yok saymak ve cemaatimizin değişmez hakikatini onlara bir kez daha öğretmek, aslî görevinizdir! Bu görevi ne aşk, ne dostluk, ne de barışçıllık, ne uyum, ne de insaf duygusu zaafa düşürmemelidir!

Değerli arkadaşlar! Bilgi ancak sizi doğruluyorsa değerlidir ve gerçektir! Cemaatimizin değerleriyle çelişen her bilgi, toplumun gaflet ve dalâlet uykusunu sonsuza kadar sürdürmek isteyen karanlık odaklar tarafından ortaya atılmış birer safsata olabilir! üzerinde düşünmeye bile değmeyen bu fikirlerin ifade edilmesine, tartışmaya açılmasına fırsat vermeyiniz!

Müstevlîler kirli emelleriyle sizin aklınızı çelip sımsıkı sarılmak zorunda olduğunuz değerler hakkında kuşku duymanızı sağlamak için türlü çeşitli maskelerle yaklaşacak, duymanızda sakınca bulunan zehirli fikirleri beyninize akıtmayı deneyeceklerdir! Bu manevralara kanmamak ve her türlü yanlış fikri anında hissedip kulaklarınızı tıkamak zorundasınız! Yoksa farkına bile varmadan siz de o gafil sürüsünün bir parçası olabilirsiniz; ki bu tehlike sizi içinde bulunduğunuz müzmin memnuniyetsizliğin zindeliğinden koparıp, huzur gibi görünen bir dalâlete sevkedebilir!

Bir kez daha memnuniyetsizlik ve müzmin şikâyet özelliğinin her sorumlu aydının doğal davranış biçimi olduğunu, özgüven ve iyimserlik gibi görünen şeyin ise cehaletin en belirgin ipuçları olduğunu unutmamanızı; yolda sokakta, markette, kahvehanede, eş-dost ortamlarında, işyerlerinde, hastanelerde, postanelerde, pastanelerde; kısacası sizden başka birilerinin daha olduğu her yerde, karşınıza çıkan herkese, esas konu ve orada bulunma nedenleri ne olursa olsun, bir kez daha en bunaltıcı en yorucu halinizle bu düzenin kokuşmuş, politikacıların hırsız, halkın ahmak ve barbar, trafikteki sürücülerin hayvan oğlu hayvan, yayaların mankafa ve eşşoğlu eşşek, işyerindeki herkesin sütü bozuk, havaların berbat, suyun kirli, ozon tabakasının delik, komşunuzun aşağılık, kenar semtlerdeki apartmanların boyasız, alt tabakanın kılık kıyafetinin süflî, konuşmasının kaba, dinlediği ve sevdiği müziğin iğrenç, her şeyin boktan, plastiğin fecaat, ağaç kesiminin felâket, yağmurun karın sıcağın soğuğun belediyenin kabahati, tüm doğal olan/olmayan afetlerin toplumdaki yozlaşmanın eseri, sokakların, evlerin, eşyaların, gıdaların pis, mikroplu, ölümcül olduğunu her fırsatta durmaksızın tekrarlayınız!

Unutmayınız arkadaşlar! Karşınızdaki insana rahat ve huzur verirseniz onu bin yıllık gaflet uykusundan uyandıramazsınız! Şirinlik muskası olmaya çalışacağınıza gerçekçi olmayı yeğleyiniz! Gerçekçi aydın her zaman menfî, her zaman antipatik, her zaman vıdıvıdıcı davranır! Böyle yapmayanlar kendilerini ne zannederlerse zannetsinler, bizim cemaatimizin doğrularını anlayamamış sersemlerdir ve onlara çifte tarife bilinçlendirme şoku uygulamak gerekir!

Unutmayın arkadaşlar, sizler Polyanna değilsiniz. Hayat kötüdür! İnsanların sevilecek bir tarafı yoktur! Düzen bozuktur! Sizler bunu görebilen seçkin azınlığın bir ferdî olarak, göremeyenlere alnınız kırışa kırışa, yüzünüz ekşiye ekşiye, sesiniz kulakları örseleye örseleye de olsa, anlatmalısınız!

Anlatınız! Söyleniniz! Tepininiz! Eşşek gibi dinlemek zorundalar!

Çünkü arkadaşlar! Çünkü! Çünkü siz! Çünküüüü!

Ünite III: Bu Millet Adam Olmaaaaz!

Arkadaşlar! Oturduğunuz yerde kıpır kıpır kıpırdanmasanıza! Konsantrem bozuluyor!

Sizi bilinçlendirmek için konuşuyoruz burada! Bunları bilmeden nasıl seçkin ve aydın olacaksınız?

Arkadaşlar! Oturunuz ayol! Aranızda konuşmayınız! Zaten kafam bozuk!

Anasını sattığımın memleketinde hiç bir şey doğru dürüst işlemeyecek mi efendiler? Sizin gibi seçkin insanlar böyle yaparsa cahil cühelâ ne yapsın? Hişşşt! Size söylüyorum efendiler! Huoooop!

Hay ananızı avradınızı sayın konuklar! Kasten yapıyorsunuz, biliyorum! Maksadınız beni gıcık etmek! Çünkü siz de bu boktan memleketin insanlarısınız!

Tabii ki mutsuzum, içine edeyim! Kahretsin! Mutsuzum tabii! Bir baltaya sap olamadım! Nasıl olayım? Böyle bir ülkede nasıl mutlu olayım? Halbuki Fransa'da olsam, bu konuşma ulusal televizyonlardan naklen yayınlanırdı! Yan gelir yatar, yattığım yerden şeyimin üstünde ceviz kırardım! Halbuki burada da yan gelip yatıyorum ve beni bilmem neresine takan yok!

Hooop! Sussanıza kardeşlerim! Efendileer, susunuz!

Ulan aranızda fıkralar anlatıp gülüşmesenize dallamalar! Amazon ormanları kesilirken, erozyon nedeniyle her yıl şu kadar toprak denize akarken, ozon tabakası şey olurken, sera etkisi almış başını şeyttirirken, başım ağrırken, gastritim azmışken, komşumla kavgalıyken, bu ne lâubalilik? Sorumluluk duygusundan yoksunsunuz hepiniz! Halkı bilinçlendirecek adamlara bak; kendileri beş beter! Otursanıza yerinize lâvuklar!

Arkadaşlaaaar! Arkadaşlarrr! Ulan kaz sürüsü, beni niye dinlemiyorsunuz?

Şunu anladım ki, bu millet adam olmaaaz! Türkler kara kafalı ve bıyıklı bir millettir! Müzik diye berbat gürültüler dinler, lâhmacun, kokoreç, pastırma yer, birayı şişeden içer! Evleri badanasız, kılıkları özensiz, aksanları bozuktur! Ne trafikte araba kullanmasını bilirler, ne de kitap okurlar! Bu millet sadece darbuka çalmayı, her bulduğu yeşillikte mangal yakmayı, içoğlanı düdüklemeyi ve padişah boğazlamayı bilir!

Bu milleet! Kahrolsun! Siz de kahrolun! Herkes kahrolsun! Ben de kahrolayım!

Size verdiğim emeklere, çektiğim nasihatlere eyvahlar yazıklar olsun! Sayın arkadaşlar! Beni hayal kırıklığına uğrattınız!

Ve bana başka seçenek tanımadınız! Bundan sonra diğer tarafta yer alacağım! Onlar en azından bir milletvekilliği falan verir!

Hadi eyvallah! Hepinizin köküne kibrit suyu sayın halkım!

Ünite IV: Kapanış ve İzmihlâl Marşı

Kaygılar sunarım arkadaşlar! Bizden ayrılmayınız!

Yorumlar

Yıllardır çeşitli köşe yazılarını okurum. Bu yazınızla hepsinin kısa bir özetini yapmışsınız. Okurken yoksa ben de böyle biri miyim diye bir düşünce geçti aklımdan.

Nihal Ünver - 11 Şubat 2009 (08:24)

Son zamanlarda çevremde çokça gözlediğim insan tiplerinden bahsedilmiş yazıda. Eklemeden geçemeyeceğim, bahsi geçen vatandaşlarımızın ortak özellikleri de vardır. Otomobillerinin camına en pahalı benzini kullanıyorum yazısı ya da Atatürk imzası yapıştırırlar.

Genellikle yazlıkları ya da yazlığı olan yakın akrabaları vardır. Bodrum, Ayvalık, Aktur gözde mekânlarıdır. Devlette görev alan ya da devletle iş yapan aile büyükleri çok olduğu için tatil kampı ve sosyal tesis hayatlarından eksik olmaz. Hürriyet, Vatan, Cumhuriyet, Milliyet ve Sözcü okurlar. En sevdikleri yazar elbette Yılmaz Özdil. Sonra Bekir Coşkun, Melih Aşık ve diğerleri

Kimisi daha ileri safhaya geçtiğini düşünüp, Nihat Genç falan okur. Ötekileri beğenmemeye başlar:)

Ancak meselenin bir de vahim boyutu var. Yazı 2002'de yazılmış. Yıl olmuş 2011. Şu kadar zamandır bu insanlar tungsten teli gibi ısınıp ısınıp soğuyorlar. Kendileriyle ve çevreleriyle olan mücadeleleri hiç bitmiyor. Çok yorucu değil mi?

Ben de bir ara işi gücü bırakıp bu adamlara lâf anlatmaya çalıştım. Sonra baktım ki karşıtıma dönüşüyorum. Vazgeçtim. Necdet Şen ta o zamandan anlatmış. Bir de üstüne ben ne diyeyim. Ondan da önce, zaten benim üstüme vazife mi?

Vallahi her koyun kendi bacağından arkadaş. Hayat zaten zor, insan olmak yorucu. Bir de yazıdaki gibi yaşamaya çalışmak hepten zulüm olmaz mı. Ömrü kısaltır. Huzur vermez. Ama ne yaparsın, tercih meselesi.

Hepsi hayatın rengi değil mi hem?

Erdem Abaka - 7 Eylül 2011 (10:25)

diYorum

Necdet Şen neler yazdı?

Etiketler

Aile AKP Ali Türkan Amerika Araba Aydın Bacı Beslenme Bilim Cem Karaca Cehalet CHP Cinsellik Çevre Çizgi Roman Çocuk Demokrasi Deprem Derkenar Devlet Dil Din Distopya Edebiyat Eğitim Ekonomi Erkek Fanatizm Felsefe Feminizm Gençlik Günce Hayat Hayvanlar Hızlı Gazeteci Hoyratlık Hukuk İnternet İslâm Kadın Kapitalizm Karikatür Kariyer Kedi Kemalizm Kemal Tahir Kent Kitap Kişilik Komplo Konut Kültür Kürtler Mavra Medya Mektup Militarizm Milliyetçilik Mizah Modernite Müzik Necdet Şen Nefret Nereye Nostalji Pano Pazarlama Polemik Portreler Psikoloji Reklam Safsata Sağlık Sanat Savaş Sevgi Seyahat Sinema Siyaset Sol Sosyoloji Spor Şarap Şiir Tarih Teknoloji Telefon Televizyon Terör Toplum Tutunamayanlar Ütopya Vicdan Yazmak Yalnızlık Yaşlılık Yergi Yoksulluk

Derkenar'da     Google'da  

129