Patronsuz Medya

Kelimeler ne işe yarar?

  Necdet Şen - 11 Temmuz 2008


Mini Test:

- Hişt Zeliha, o taraftan değil şu taraftan yürüyeceksin.

- Hiç te bilem, niyeymiş?

- Boka basacaksın Zeliha.

- Hiç te bilem, niyeymiş?

- Al işte, bastın bile.

- Hep senin yüzünden Muhsin. Konuştun, aklımı karıştırdın!

10 puanlık uzman sorusu:

Yukarıdaki örnekte yer alan Muhsin ve Zeliha gün boyu konuşuyor ama bir türlü anlaşamıyorlar. Neden?

a) Muhsin kaba konuşuyor…

b) Zeliha boş konuşuyor…

c) İkisi de birbirini dinlemiyor…

d) Birbirlerini anlamaya hiç niyetleri yok.

e) Aralarında gizli bir çatışma var ve sözler bunun dışavurumu.

Tahakküm amacıyla dilin parazitlendirilmesi

İnsan ırkını diğer tüm gelişmiş canlılardan farklı kılan süreç, her halde ilkel atalarımızın konuşabilme yetisini kazanmasıyla başladı.

İnsanoğlu zamanla seslerden kelimeler, kelimelerden cümleler bina etti, dil belirdi usul usul.

Ama dil, kişiler arasındaki iletişimin en yalın biçimi olmakla birlikte, aynı zamanda insanın insana tahakkümünün de bir vasıtası oldu.

Biz insanlar sözcükleri ve cümleleri art arda dizerek bazen meramımızı anlattık, bazen de sözcükleri ve cümleleri art arda dizerek iletişimi gürültüye boğduk.

Evet, insanlar konuşarak iletişim kurar; ama aynı zamanda insanlar konuşarak gerçeğin kavranmasını müşkül hale getirir.

Aynı cümleler, söylendiği zamana ve zemine bağlı olarak, birbirinin zıddı anlamlar içerebilir. Aynı cümlelerle yıkar, aynı cümlelerle onarırız.

Söz, hangi zeminde, kim tarafından, kime hitaben söylendiğine bağlı olarak, katıksız bir sevgiyi yansıttığı gibi, üstü örtülü bir aşağılamayı da ifade ediyor olabilir.

Sevgilimize sarılırken başka, dilenciyi kovalarken başka anlam ve tonlama taşıyabilir canım kelimesi.

Hayır duası için de belâ okumak için de Allah diyerek başlanabilir söze.

Atatürk sözü, bir fikriyatı ifade etmek için de kullanılabilir, bir dalavereyi hasıraltı etmek için de.

Sol kelimesi de onu sahiplenenin mezhebine bağlı olarak sosyalistten faşiste kadar uzanabilen geniş bir yelpaze içinde yorumlanabilir.

Aynı kelime birinin dilinde küfür diğerinin dilinde iltifat yerine geçebilir.

Niyet Tavşanı kime denir?

Bazen ses tonu, vurgulamalar, mimik ve jestler, sözcüklerin önüne geçebilir; ne dediğine değil nasıl dediğine bakarak anlaşılabilir kişinin maksadı.

Bazen yanlış anlamak ya da anlamamakta ısrar, aslında bal gibi anlaşılmış olanı karartmak için başvurulan sinsi bir taktik olabilir.

Söz, onu kullananın niyetine bağlı olarak, demagoji için de söylenebilir, yapmak, yıkmak, onarmak, zihin açmak, akıl bulandırmak, onaylamak, yalanlamak, korkutmak, kışkırtmak, suçlamak için de.

Söz, malûmu ikrar ya da propagandayı gerçeğin yerine ikame etmek için de kullanılabilir.

Çünkü ne kadar çok tekrarlanırsa o kadar çok akıllara kazınır kelimeler.

Ve vasat çoğunluk gerçeği her seferinde yeniden keşfetmek gibi zor işlerden kaçınır.

Ortalama insan, niyet tavşanı gibi bir varlıktır; önündeki sepete uzanır ve rastgele bir cümle çeker oradan, işte bu benim fikrim der.

Oradaki cümleleri yazan da kendisi gibi bir niyet tavşanıdır muhtemelen. Kendinden önceki niyet tavşanlarından ödünç aldığı klişe cümleleri işlemiştir kâğıt parçalarına.

Niyet tavşanlarına kolay anlaşılabilir ve akılda kolayca istiflenebilir cümleler ezberletme yarışında en önde gidenler, aynı zamanda en yüksek ücretlerle oradan oraya transfer edilen en makbul kanaat önderleridir.

Bir toplumun zihinsel refleksleri burada da Kaf dağının ardında da benzer yöntemlerle biçimlendirilir.

Kendi kavramlarını üretebilecek yetkinlikten yoksun vasat çoğunluk, ezberindeki klişe cümlelerin çokluğuna ve dostu düşmanı zahmete girmeden seçebilme konusundaki tereddütsüzlüğüne bakar ve ne kadar da bilgiliyim diye şişinir.

Bunu bilen toplum mühendisleri, gazetelerin sayfalarında bölük bölük istihdam edilmiş kanaat önderlerinin aslında birbiriyle itişip duran iki hasım kutuptan ya birine ya diğerine yamanmış olmasından hiç rahatsız olmaz.

Müzakere ve uzlaşma kültürünün kesintiye uğradığı zamanlarda konuşmanın yerini savaş naraları alır.

Çünkü söz, artık bir tahakküm aracıdır. En çok bağıran en haklı sayılır.

Çoksesliliğin becerilemediği toplumlarda onun yerine çoksazlılık ikame edilecek ve hep bir ağızdan haykırılacaktır:

- Ya bizdensin ya düşman!

Bu buyruk, kalmışsa eğer, aradaki kararsızları da acilen hizaya sokar.

Ondandır memleketin köşe sahibi elitinin ve onların pasif alıcıları olan köşesiz kalabalığın yurttan sesler korosu gibi aynı teraneyi hep aynı tonda ve hep bir ağızdan terennüm edişi.

Yorumlar

Saldırganlığın sebebi korkudur. Bu nedenle en çok bağıran aslında en çok korkandır. En çok korkanlar sürü halinde gezerler. Güvenlik için özgürlüklerinden, vicdanlarından ve akıllarından vazgeçmişlerdir.

Hülya Görkem - 18 Mart 2011 (14:53)

Facebook'ta bir ev fotografının yanına yazılan alt alta 3 yorum:

TC Nimet Birinci - hayalım deki ev ya
Izel Kaval - ay çok güzelbayıldım
Nihal Serin - hayimde ki ev işte:)

İnsan merak ediyor haliyle: Bu kızlar Türkçe'yi nerede öğrenmiş?

TC Safiye Kuşdili - 10 Mayıs 2013 (12:31)

diYorum

Necdet Şen neler yazdı?

Etiketler

Aile AKP Ali Türkan Amerika Araba Aydın Bacı Beslenme Bilim Cem Karaca Cehalet CHP Cinsellik Çevre Çizgi Roman Çocuk Demokrasi Deprem Derkenar Devlet Dil Din Distopya Edebiyat Eğitim Ekonomi Erkek Fanatizm Felsefe Feminizm Gençlik Günce Hayat Hayvanlar Hızlı Gazeteci Hoyratlık Hukuk İnternet İslâm Kadın Kapitalizm Karikatür Kariyer Kedi Kemalizm Kemal Tahir Kent Kitap Kişilik Komplo Konut Kültür Kürtler Mavra Medya Mektup Militarizm Milliyetçilik Mizah Modernite Müzik Necdet Şen Nefret Nereye Nostalji Pano Pazarlama Polemik Portreler Psikoloji Reklam Safsata Sağlık Sanat Savaş Sevgi Seyahat Sinema Siyaset Sol Sosyoloji Spor Şarap Şiir Tarih Teknoloji Telefon Televizyon Terör Toplum Tutunamayanlar Ütopya Vicdan Yazmak Yalnızlık Yaşlılık Yergi Yoksulluk

Derkenar'da     Google'da  

69