Patronsuz Medya

Sezaryen

  Melih Özel - 28 Mayıs 2012


Bilimden, bilgiden, danışma/k/tan güzel ne var?

Ama bizim toplumsal geçmişimiz, ne yazık ki, buna ait kötü örneklerle dolu.

Sezaryen denilince, okumuş-yazmış, entellektüel, aydın insanımızın bile aklına muzır nedenler gelir, yüzlerinde alaycı bir gülümseme belirir.

Konu branşımın dışında olmasına rağmen, bir hekim olarak, bu konuda bir kaç bilimsel gerçeği dile getirmenin, eğer ukalâlık saymazsanız, aslında sorumluluğum olduğunu düşünerek yazıyorum bu satırları.

Doğrudur. Tüm dünyada, özellikle de batılı ülkelerde sezaryen ile doğum oranlarında belirgin bir artış var.

Örneği gene ABD'den vermek zorundayım, zira istatistiksel verilerin en sağlıklı olduğu ülkelerin başında geliyor. Son 10 yıl içerisinde sezaryen sayısında belirgin (%50 den fazla) bir artış gözleniyor (Centers for Disease Control and Prevention). Bizim ülkemizde de arttığı söyleniyor. Rakamsal veriler nedir bilmiyorum.

Ama bizdeki eleştirilerin başında ne var? Gerek hastalar gerekse hekimler bu işi suistimal ediyorlar. Anne adayları rahatlarını düşünüyor, hekimler-hastaneler de parayı. Bu yüzden arttı sezaryenle doğum.

Bir kaç hata birden var bu değerlendirmede. İlki sezaryen ile doğum sanıldığı kadar kolay bir süreç değil. Normal doğum sonrası hasta hemen ertesi günü normal hayatına dönebilecekken, sezaryen sonrası, geçirdiği ameliyatın nekahat dönemi neredeyse bir hafta sürüyor. Dolayısı ile sadece rahatlık düşüncesi değil bunda rol oynayan.

İkincisi, gözden kaçan çok önemli bir gerçeğe ait. Sezaryen girişiminin bilimsel nedenleri arasında olan koşullar, annenin ve bebeğin sağlığını tehlikeye atabilecek, doğum sürecinde annenin ve bebeğin kaybedilmesine ya da kalıcı hastalıklar oluşmasına neden olabilir. Doğumun normal yoldan yapılmayıp da sezaryenle yapılmasındaki temel hareket noktası bu. Bu sayede gelişmiş ülkelerde bebek ölüm oranlarında ve doğum sırasında anne ölümlerinde belirgin azalma var.

Az gelişmiş ülkelerde sezaryen oranının düşük olmasının nedenlerinden birisi, sezaryen gerektiği halde yapılmıyor olması olabilir mi dersiniz? Bence öyle! Buralarda sezaryen oranı düşük ama, doğum sürecindeki komplikasyonlar nedeni ile anne ve bebek ölüm oranları, batı ile karşılaştırılamayacak kadar yüksek. Dolayısı ile sezaryen aslında doğum sırasında olabilecek bebek kayıplarını önleyen bir girişim.

Dolayısı ile Başbakanımız, Ben sezaryenle doğuma karşı olan bir Başbakanım ve bunların planlı yapıldığından, özellikle planlı yapıldığını biliyorum. Bunun, bu ülke nüfusunun artmaması için atılan adımlar olduğunu biliyorum. Bunun bir taraftan da kendilerine mali kaynak teşkil etmesi için atılan adımlar olduğunu biliyorum ve bununla bu ülkenin nüfusu bir yerde donduruluyor derken, bence yanlış bilgilendirilmiş.

Sezaryen gerçekten planlı yapılır. Ama anne ve bebeğin hayatını tehdit eden unsurlardan kaçınmak için planlanır ve bence ülke nüfusunu azaltan değil, aksine doğumda ölüm sayısını azaltan bir unsurdur.

Son olarak, sezaryen sayısının artmasının bir başka nedeni, tamamen teknik bir durum. Bir kez sezaryen yapan kadının sonraki doğumları da sezaryen olmak zorunda. Aksi takdirde normal doğum süreci, anne hayatını tehlikeye atar. Dolayısı ile son 20 - 30 yılda gözlenen sezaryen sayısındaki artışı oluşturan anne sayısı, aslında bu gruptaki bazı kadınların sonraki doğumlarının da sezaryen olmak zorunluluğu nedeni ile yüksek.

Derkenar okurları içinde kadın hastalıkları ve doğum uzmanı dostlarımız varsa, yanlışımı düzeltir, eksiğimi tamamlar diye umuyorum.

Üzülerek söyleyeceğim, bu tür bilgilendirme yazıları, siyasetçilerin yukarıda örneğini verdiğim açıklamaları gibi değer kazanmıyor halkımızın gözünde. Biz istediğimiz kadar ama, lâkin, bilim filân diyelim, yarattığımız etki, geç hocam geç; biz sizi biliriz… yanıtını oluşturmaktan başka işe yaramıyor.

Bu yalnız siyasetçiler ve ülke yönetimi düzeyinde değil, maalesef. Yaşamın her katmanında böyle.

Yorumlar

Sevgili Melih teknik açıklamalarını yapmış olduğundan sezaryen hakkında lâf etmek istemiyorum. Ufacık bir katkım olsun diye bir ufak soru: Acaba günümüz kadınları yetişmeleri esnasında doğurmaktan çok başka şeyler de düşündüklerinden pelvis kemikleri maskülen özellikler mi kazandı?

Kürtaj konusuna girersem çıkamam, çıkarsam kendime gelmem haftalar alır. Kalsın hocam!

Ahmet Faruk Yağcı - 29 Mayıs 2012 (07:59)

diYorum

Etiketler

Aile AKP Ali Türkan Amerika Araba Aydın Bacı Beslenme Bilim Cem Karaca Cehalet CHP Cinsellik Çevre Çizgi Roman Çocuk Demokrasi Deprem Derkenar Devlet Dil Din Distopya Edebiyat Eğitim Ekonomi Erkek Fanatizm Felsefe Feminizm Gençlik Günce Hayat Hayvanlar Hızlı Gazeteci Hoyratlık Hukuk İnternet İslâm Kadın Kapitalizm Karikatür Kariyer Kedi Kemalizm Kemal Tahir Kent Kitap Kişilik Komplo Konut Kültür Kürtler Mavra Medya Mektup Militarizm Milliyetçilik Mizah Modernite Müzik Necdet Şen Nefret Nereye Nostalji Pano Pazarlama Polemik Portreler Psikoloji Reklam Safsata Sağlık Sanat Savaş Sevgi Seyahat Sinema Siyaset Sol Sosyoloji Spor Şarap Şiir Tarih Teknoloji Telefon Televizyon Terör Toplum Tutunamayanlar Ütopya Vicdan Yazmak Yalnızlık Yaşlılık Yergi Yoksulluk

Derkenar'da     Google'da  

185