Patronsuz Medya

Ben değiştim arkadaş

  Vahap Demir - 13 Eylül 2010


Referandum bitti. Artık insanlar sonuçları görüp seçim öncesi heyecan dindiğine göre konuya daha rahat girebilirim.

Bir kısmı muhtemelen profesyonel ellerden çıkmış, bir kısmı ise epey amatörce bir sürü video referandum öncesinde ortalıkta dolaşmaya başladı. Ortak noktaları ise Tayyip Erdoğan'ın, Abdullah Gül'ün yaklaşık 20 yıl önce söyledikleriyle daha yakın tarihte söylediklerini karşılaştırmaları, buradan hareketle Ak Parti'nin aslında gizli amaçlarının olduğunu, bir yandan devleti ele geçirirken diğer yandan da ülkeyi sattıklarını filân öne sürmeleri.

Temel argüman şu: Geçmişte bunları söyleyen insanlar değişmiş olamazlar. Mutlaka arka planda başka hesapları vardır. Devleti ele geçirmeye çalışıyorlar, kadrolaşıyorlar, estek, köstek…

İsteyen istediğine inanır. Ancak bildiğim bir şey var ki o da insanoğlu değişebilir. Dün ak dediğine bu gün kara diyenler olabildiği gibi yıllar yılı zerre değişmeyen, üstelik değişmemeyi marifet bilenler de vardır. Bendeniz değişim fikrinden hoşlananlardanım.

Ortaokul yılları. Dersten mi kaçmıştık yoksa okul dönüşü müydü tam hatırlamıyorum ama iki arkadaş şehrin sokaklarında amaçsızca turlarken, istasyon meydanına doğru artan bir insan hareketliliğine kapılmış, meydana vardığımızda ise konuşmakta olan Necmettin Erbakan'ı dinlemekten kendimizi alamamıştık.

Hoca o gün bir sürü şey söyledi ama bugün bile aklımda kalan cümleler yaklaşık olarak şöyleydi:

Bunlar ülkeyi Avrupa Birliğine sokmak istiyorlar. Ne demek Avrupa Birliği? Hıristiyan kulübü. Yani çocuklarınız askere gittiğinde karavanada domuz eti çıkacak. Bunlar çocuklarınıza askerde domuz eti yedirecek…

Yuuh seslerine gırtlağımı paralarcasına destek vermiştim.

Epeyce ağır olmuştu benim için. Bu nasıl bir aymazlıktı. Nereden baksan ben askere gidene kadar Avrupa Birliği'ne girmiş olurduk ve ben domuz etinden tiksiniyordum. Haramdı. (O yıllarda her şeyin çok hızlı olacağını düşünüyor insan. Nitekim daha sonraları politik duruşumu değiştirmeye karar verdiğimde de devrimin birkaç yıl içinde olacağını zannediyordum.)

İnsanoğlu bir kere siyasetin tadını almaya görsün, hele ortaokul çağında, bünyedeki ergen enerjisiyle bu işlere bulaşınca kendini zapt etmesi kolay olmuyor.

Hoca'dan aldığım ilk gazla yetinmedim. Hoca, milli görüş önermekteydi. Zaten o yıllarda her şeyin millisi makbuldü. Okul derslerimiz bile milli coğrafya, milli tarihti. Ancak bu ziyadesiyle milli anlayıştan çabuk sıkılmıştım. Bir gün gazete bayisinin önünden geçerken sol bir dergi dikkatimi çekti. Proletarya filân gibi ne olduğunu anlayamadığım alengirli kavramlar, sert, sloganik söylem o yaşlarda epey cezbedici olmuştu.

Tuhaf bir şekilde milli görüşle sol arasında bir denge tutturmaya çalışırken bir yerlerden elime Amerikalı siyahî lider Malcolm X'in hayatını anlatan bir kitap geçti. Kitabı okurken siyahların uğradığı haksızlıklar nasıl bir empati seline neden olduysa Harlem'de yaşayan bir zenci olmadığıma ciddi ciddi hayıflanmaya başlamıştım.

Tam da o sıralarda Leyla Zana'nın mecliste ettiği Kürtçe yemin kendimi bulduğum hissini yaşamama neden olmuştu. Yemişim solculuğu da milli görüşü de diyerek daha sonraları alfabede kullanmadık harf bırakmayacak geleneğin o günlerde adı HEP olan partisini tek mürşit olarak benimsemiştim.

Bu kadar sağa sola sardırmanın sonucunda ne bulursam okumak gibi bir huy gelişti. Daha dengeli, daha az savrulan biri haline gelmem yine de epey zaman aldı. Şükür üniversiteye başladığımda artık epey sükûnete ermiştim.

Üniversite yıllarından bu yana çok daha yavaş, çok daha mutedil bir değişim geçiriyorum ama değişimin durduğunu söyleyemem. Zaten ben artık nirvanaya ulaştım, burası son noktadır diyebileceğim bir yere gelebileceğimi de düşünmüyorum.

Muhtemelen ölene kadar tam bir kafa konforuna da ulaşamayacağım. Her ne kadar yaşım olgunlaşmaya başladıkça görece bir dinginlik hissi yaşıyorsam da içimde bir yığın çelişki barındırdığımı da saklamak gereksiz.

Demem o ki: İnsanlar değişebilirler. Elde ikna edici negatif kanıtlar olmadığı sürece beyanı esas almaktan yanayım. Komplo teorilerine gelince, zaten bu ülkede hemen herkes için mebzul miktar iddia ortalıkta dolaşıp duruyor. Yeter ki siz herhangi bir kesimin açığını aramaya kalkın. İstemediğiniz kadar iddiayı kucağınızda bulursunuz.

diYorum

Vahap Demir neler yazdı?

Etiketler

Aile AKP Ali Türkan Amerika Araba Aydın Bacı Beslenme Bilim Cem Karaca Cehalet CHP Cinsellik Çevre Çizgi Roman Çocuk Demokrasi Deprem Derkenar Devlet Dil Din Distopya Edebiyat Eğitim Ekonomi Erkek Fanatizm Felsefe Feminizm Gençlik Günce Hayat Hayvanlar Hızlı Gazeteci Hoyratlık Hukuk İnternet İslâm Kadın Kapitalizm Karikatür Kariyer Kedi Kemalizm Kemal Tahir Kent Kitap Kişilik Komplo Konut Kültür Kürtler Mavra Medya Mektup Militarizm Milliyetçilik Mizah Modernite Müzik Necdet Şen Nefret Nereye Nostalji Pano Pazarlama Polemik Portreler Psikoloji Reklam Safsata Sağlık Sanat Savaş Sevgi Seyahat Sinema Siyaset Sol Sosyoloji Spor Şarap Şiir Tarih Teknoloji Telefon Televizyon Terör Toplum Tutunamayanlar Ütopya Vicdan Yazmak Yalnızlık Yaşlılık Yergi Yoksulluk

Derkenar'da     Google'da  

84