Patronsuz Medya

Meri kırismıs

  Utku Ünal - 28 Aralık 2005


Arada bir de olsa televizyon izleyenleriniz, bir bankanın Noel Baba'yla dalga geçen reklamını görmüştür.

Başta tepkisiz kalmakla birlikte radyoda, gazetede, orada, burada münasebetsizce karşıma çıkıveren bu maymunluktan gittikçe daha çok rahatsız olmaya başladığımı ayrımsadım. Hani Noel Baba'yla ve temsil ettiği tüketim kültürüyle hesabı hiç açmamış bir çocukluk yaşamış olmanın rahatlığıyla olayı unutup gidebilirdim ama üşenmeyip iki satır yazmaya karar verdim.

Noel Baba buralarda pek tanınmasa da (Hele hele bu topraklarda şöminelerinin karşısında onu bekleyenler pek bir azınlıkta olsa gerek) tek bir kültürün egemenliğini ilân ettiği günümüzde tüm çocuklarca biliniyordur mutlaka. Bu yazının konusu ana-babaların çocuklarına armağan almaya zorlanması, yoksul çocukların yaşlı gözlerle ışıl ışıl vitrinlerin önünden ayrılamaması ya da ellerinde oyuncaklarıyla çevrelerine mutlu, mesut gülücükler atan zengin ve semiz çocukları kıskanç gözlerle kesmesi değil. Belki bu kıskanç bakışların ilerideki politik tercihlerine yapacağı katkı üzerine de bir şeyler karalayabilirim; ama onun da sırası değil şimdi.

Tüm bunları unutup reklamımızın ne demeye çalıştığına bakalım: Noel Baba yalandır, bu banka gerçek; bir şeylerin hayalini kuruyorsan para gerekli, bizim işimiz de bu parayı seni kazıklayarak sağlamak. O yüzden bir şeyler yapabilmek istiyorsan akıl sağlığını yitirmeden yaşamın gerçeklerine geri dön, biz de seni bekliyor olacağız zaten. Bak, bak, bak! Vayyy, çok zekice değil mi? Biz de salağız tabi. Çocukların hayalleriyle dalga geçip, umutlarını elinin tersiyle silmesi bir yana, bunu bambaşka bir yalanla sürdürmesi de trajedinin son perdesini indiriyor.

Noel Baba yalan belki. Masallar ne kadar yalansa, en az o kadar yalan. Peki, ciddi ve bilgili bir profesör havası yaratmak için taktığı fiyakalı gözlüklerle pek bir şirin görünüp sempatimizi kazanmaya çalışan, tıkındığı fastfudlarla koca göbeğini şişirmiş ve aracı olduğu tüketim toplumunun en güzide şahsiyeti olduğu kuşkulu gözlerden kaçmayan masal (pardon!) reklam kahramanımız ne kadar gerçek? Tamam belki biz salağız ama sen ne kadar akıllısın? Şömine karşısında Noel Baba bekleyen adama taksitle mutfak robotu mu satacaksın diye sormazlar mı adama?

Masallar yalan mıdır? Gerçekleşen masallara tanık olmadınız mı yaşamınızda? Ya da gerçekleşmesini bir ömür (ya da yaşadığınız kadar, ne kadarsa artık) umut edip de gerçekleşen hayalleriniz olmadı mı hiç?

Sözün özü çocukların hayallerini bangır bangır kapitalist yalanlar çığırarak yıkan, bize tüketim toplumunun değerlerini adresleyerek akıllı olmamızı söyleme cesareti bulan ve bunu da bu kadar salakça yapan zihniyet midemi bulandırıyor. Aslında bütün bu reklamlar, reklamcılar hatta bütün bu düzen de midemi bulandırıyor.

Ali Türkan'ın kulakları çınlasın, yani, çocukları olaya uyandıracaksak, noel babayı döven de biz olmalıyız.

Sinirim bozuldu, bi şarap açayım.

Yeni yılınız kutlu olsun.

diYorum

Utku Ünal neler yazdı?

Etiketler

Aile AKP Ali Türkan Amerika Araba Aydın Beslenme Bilim Cem Karaca Cehalet CHP Cinsellik Çevre Çizgi Roman Çocuk Demokrasi Deprem Derkenar Devlet Dil Din Distopya Edebiyat Eğitim Ekonomi Erkek Fanatizm Felsefe Feminizm Gençlik Günce Hayat Hayvanlar Hızlı Gazeteci Hoyratlık Hukuk İnternet İslâm Kadın Kapitalizm Kariyer Kedi Kemalizm Kemal Tahir Kent Kitap Kişilik Komplo Konut Kültür Kürtler Mavra Medya Mektup Militarizm Milliyetçilik Mizah Modernite Müzik Necdet Şen Nefret Nereye Nostalji Pano Pazarlama Polemik Portreler Psikoloji Reklam Safsata Sağlık Sanat Savaş Sevgi Seyahat Sinema Siyaset Sol Sosyoloji Spor Şiir Tarih Teknoloji Telefon Televizyon Terör Toplum Tutunamayanlar Ütopya Vicdan Yazmak Yalnızlık Yaşlılık Yergi Yoksulluk

Derkenar'da     Google'da  

80