Patronsuz Medya

İrrasyonel

Stuart Sutherland - 1992

Stuart Sutherland, İrrasyonel, 1992, Domingo yayınevi, 348 sayfa, 7. Baskı, Çeviri: Tevfik Uyar  


Aristoteles beni affetsin ama irrasyonel davranış nadir olan değil, aksine normal olandır. Bunun böyle olduğunu gösterebilmek için günlük yaşamdan ve çeşitli mesleklerden örneği bir araya getirdim.

Görünen o ki doktorların, generallerin, mühendislerin, hakimlerin, iş adamlarının ve daha nicelerinin davranışları sizden ya da benden daha akılcı değil, hatta onlarınkilerin sonuçları daha yıkıcı.

İrrasyonelliğin sıkça görüldüğü gerçeği son otuz yıldır psikologlarca yapılan bir ton araştırma tarafından ortaya kondu. Ne var ki psikologların bu araştırmadan çıkardığı sonuçlar kamuoyuna kozmologlarınki kadar sunulmaz. Ben konu üzerinde direkt çalışmamış olsam da yapılan deneylerin ne kadar akıllıca olduklarından ve zihinlerimizi aydınlatmalarından fazlasıyla etkilendim.

İşte bu kitap, düşündüğümüzün aksini gösteren delilleri dikkate almamamız ya da aklımıza ilk gelenin doğru olduğunu sanmamız gibi duygusal, toplumsal kusurlarımız veya tuhaf huylarımız gibi irrasyonel davranışa neden olan birçok faktörü derleyip okura sunuyor. Bazı deneylerin sonuçları okurların inanamayacağı kadar şaşırtıcı olabilir ancak bu deneylerin neredeyse her biri şüpheye yer bırakmayacak sayıda tekrarla gerçekleştirildi ve aynı sonuçlar alındı.

Kuşkucu okurların aklında soru işareti kalmasın diye kitabın sonunda göz korkutacak kadar uzun bir kaynakçaya yer verdim. Eğer dürüstlüğümden kuşkuluysanız ya da bahsi geçen deneyler hakkında daha fazla bilgiye ihtiyaç duyuyorsanız liste sizi bekliyor.

(Sayfa: Sunuş bölümü)

* * *

Can sıkıntısının kötü ama yine de zararsız bir hissiyat olduğunu düşünebilirsiniz. Aslında kendisi zaman zaman Amerika'da gerçekleşen tüfekli saldırıları ya da futbol holiganizmi gibi, tehlikeli bir şey yapmanın ya da adam yaralamanın heyecanı için gerçekleştirilen fevrî şiddet olaylarının birinci derecede sorumlusu olabilir. 1973'de otomatik itkiyle uçan bir DC-10 uçağı New Mexico üzerinde seyrederken uçağın kaptanı ve uçakta görev yapan uçuş mühendisi öylece oturuyorlardı. Kara kutudan anlaşıldığı üzere, uçuş mühendisi kaptana otomatik itki açık olmasına rağmen uçağın bir numaralı motora ait güç koluna tepki verip vermeyeceğini merak ettiğini söyledi. Kaptan yanıtı bilmediğini ama motorların zaten o sırada tam güçle çalıştığını söyledi.

Velhasıl bir şekilde deneyerek meraklarını gidermeye karar verdiler. Can sıkıntılarını da böylelikle gidermiş oldular; ama bu çok kısa süreli oldu. Zira gücünü aniden artırdıkları motor, bağlı olduğu yerden koparak fırladı ve motora bakan taraftaki bir pencereye çarparak onu kırdı. Pencerenin hemen yanında oturan yolcu ani basınç boşalması yüzünden 39. 000 ft yüksekliğinde boşluğa uçtu.

Aslında Çernobil faciası bile can sıkıntısından kaynaklanmış olabilir. Her ne kadar kazanın gerçek nedeni, harabeye dönmüş kalıntılardan anlaşılamıyor olsa da kazanın nedenine yönelik teorilerden biri, operatörün muhtemelen can sıkıntısından, kontrolleri yetkisiz bir biçimde menipüle etmiş olabileceği yönünde. Galiba insanlar hiç bir şey yapmadan durmakta zorlanıyorlar.

(Sayfa 121)

* * *

Genel olarak bir kaybı önlemek için risk almaya hevesli olsak da başkaları adına risk almak söz konusu olduğunda aynı derecede hevesli olmayız. Kadınlar menopoz sonrasında kemik erimesi ile karşı karşıya kalabilirler ve kırıklara neden olduğu için ölüme kadar götüren bu durumun ortaya çıkma riski östrojen terapisiyle kayda değer miktarda azalır. Ancak ne yazık ki östrojen kullanımı kadınların küçük bir kısmında rahim kanserine neden olabilir.

Bu hususta yapılan özenli bir tıbbî araştırma östrojen terapisinin kurtardığı kadınların sayısının östrojen nedeniyle rahim kanserinin öldürdüğü kadınların sayısından daha fazla olduğunu ortaya koymuştur. Buna rağmen pek çok doktor, her halde bu kararı vererek rahim kanserinden ölen kadınlardan mesul olamayacağını düşündüğünden östrojen terapisi konusunda isteksizdir.

Günümüzde östrojenle birlikte progesteron vermenin kanser riskini azalttığı bilinse de bu, doktorlar tarafından nadiren reçete edilmektedirler.

(Sayfa: 213)

* * *

Sözün kısası, insanlar sezgisel kararlar alırken irrasyonel davranırlar. Elbette tahmin edilecek şeyin bir önemi yoksa sayısal yöntemlerle vakit kaybetmek çok akıllıca olmaz. Bir bifteğin ne kadar sürede pişeceğini tahmin etmek için biftekler hakkında özenli kayıtlar tutmaya değmez. Tavanın başında durarak göz kararı pişirmek yeterlidir ya da en azından tadına bakılarak anlaşılabilir.

(Sayfa: 264)

diYorum

 

61
Derkenar'da     Google'da   ARA