Patronsuz Medya

Yazmak ve çizmek hayatla aramda bir asma köprü

  Murat Menteş - Star Pazar, 29 Haziran 2008


Necdet Şen, benzersiz bir sanatçı. Çünkü hem entelektüel yoğunluk taşıyan etkileyici yazılar yazıyor, hem de usta bir çizer. Star'da yazmaya başlayacak olan Şen'le bir hoş geldiniz söyleşisi yaptık. Fakat o, 12'den vuran tespitleriyle şahane bir sohbet çıkardı.

1975'te çizerliğe başladınız… Nasıldı 70'ler, siz nasıldınız?

Karikatür gibi bir tiptim işte. (Gülümsüyor.) Onlu yaşlarımda, Marksist klâsikleri okumaya başladım. Futbolla hiç alâkam yoktu. Hayatımda spor yapmadım desem yeri. 20 yaşına geldiğimde tipik bir kitap kurduydum.

Ve…

Burjuvazinin canına okumak için karikatür çizmeye karar verdim! (Gülümsüyor.) O sırada rock şarkıcısı olmayı da istiyordum.

Hangi rock starlarını ya da gruplarını severdiniz?

Deep Purple, Pink Floyd, Cem Karaca…

Gitar çalıyorsunuz…

Biraz.

Hatta şarkı yazıyorsunuz…

Yazıyorum evet.

Rock albümü hayali

Şarkılarınızı kimseye verdiniz mi?

Hayır.

Sahneye çıktınız mı?

Çıkmadım… Belki bir sonraki hayatımda… (Gülümsüyor.)

Bir rock albümü çıkarmayacak mısınız?

Bir gün imkânım olursa bir albüm çıkarıp raflara koymak isterim. Ama benim yaşım rock müziği bırakma yaşı, müziğe başlama yaşı değil.

Bilemiyorum…

Elimde birkaç albüm yapacak kadar şarkı var ama bu konuda girişimde bulunacak değilim. Evime gelen arkadaşlarıma çalıp söylüyorum ancak.

1970'lerden itibaren politik bir yönelişiniz vardı…

Fazlasıyla politize olmuş biriydim. O yıllarda Solculuk ile Cumhuriyet gazetesi okumayı ben de aynı şey zannediyordum.

Ve yıllar sonra Cumhuriyet'te çalıştınız da…

En uzun süre çalıştığım yer Cumhuriyet'tir: 7, 5 sene.

Gırgır'da çizmeye nasıl başladınız?

Parasızdım. Babam, okulu bıraktım diye bana ceza olarak haçlık vermiyordu. Ben de iki tane karikatür çizip Gırgır'a gönderdim. Övgü dolu sözler eşliğinde yayınlandı. Ve hemen para geldi. O para benim için servet gibiydi. Sonra o servet gözümü kamaştırdı. (Gülümsüyor.)

Hızlı Gazeteci'nin doğuşu

Çocukken en sevdiğiniz çizgi roman hangisiydi?

Tommiks.

Daha sonra Ken Parker?

O ayrı. Ben çocukken Ken Parker yoktu daha.

Tam 32 tane Hızlı Gazeteci çizgi romanı yayınladınız. Hızlı Gazeteci nasıl doğdu?

1980'de Hey dergisi içinde Curcuna adlı bir mizah bölümü yapıldı. Beni de davet etmişlerdi. Bir gazeteci kızın hikâyelerini yazıp çizmek istediğimi söyledim. Derginin Genel Yayın Müdürü Doğan Şener, 'Kız olmasın, erkek olsun'dedi. 'Tamam'dedim. 'Gazetecinin tipini çiz, hemen anonslayalım'dediler. Aceleyle çizdim. 'Bu sana benzemiş, olmaz'dediler. Bana benzemeyen birini çizmeye çalıştım.

Hızlı Gazeteci'yi çizerken birini model aldınız mı?

Evet. Karikatürist Gürcan Özkan.

'Hızlı Gazeteci' adı nereden?

Çizer Nuri Kurtcebe koydu adını. Tip, isim, her şey alel acele, 10 dakika içinde olup bitti.

Çok ilginç…

Daha sonra Cumhuriyet'in bir yan yayını vardı, çizgi roman yayınlıyordu. Oraya, Çulsuz Köyün Sultanı adlı masalsı bir çizgi roman götürdüm. Dosyam kabarık görünsün diye Hızlı Gazeteci hikâyeleri de koydum araya. Orada da Hızlı Gazeteci'yle ilgilendiler. Güneş Gazetesi'nde, Hürriyet'te, Cumhuriyet'te çalıştım…

40'ında Hindistan'da

1997'nin sonlarında aylar süren bir Hindistan yolculuğuna çıktınız ve o seyahatle ilgili Nereye adlı bir kitap yayınladınız. 40 yaşındaydınız…

Her kadın 30'unda, her erkek 40'ında aynı şeyleri yaşamıyor. Magazin basınının her şeyi üç satırda özetleyerek yaptığı genellemelerden oluşan bir kültür var. Dolayısıyla her şey birer slogan, reklam spotu haline getiriliyor. Ve insanlar kendilerini bu küçük paragraflardaki klişelerle ifade ediyorlar ve başkalarını da o klişelerle algılıyorlar. 'Madem 40 oldum, niye Hindistan'a gitmiyorum?'dememiştim yani. Benim için çok ciddi konuları, bu dar çerçevelere sığdırmak zorunda kalmak istemem doğrusu.

Sevdiğiniz yazarlar…

Son dönemde Kemal Tahir'i çok seviyorum. John Fante ve Charles Bukowski'yi içten buluyorum.

Sevmediğiniz yazarlar…

Sevmem ve nefret ederim kelimeleri benim sözlüğümde yok. Bu kelimeleri çıkardım, attım. Taraf gazetesinde 20 soruluk bir anket var, iki tane 'Nefret ettiğiniz…' diye başlayan soru var. Nefret bu kadar meşru bir şey midir? Adalet Ağaoğlu'na 'Nefret ettiğiniz kelime nedir?' diye sorulur mu?

Yani…

Bu, affedersiniz, şuna benziyor: 'Tecavüz etmek istediğiniz kadın kim?' Böyle bir soru sorulsa her halde, soranı terslersiniz, değil mi? Ben nefret kelimesinin geçtiği cümleler kurmak istemem. Bence çok ayıp.

Web tasarımı yapıyorum

Derkenar.com adresli bir siteniz var. Başka web siteleriniz de var.

Derkenar, özgün içerikli bir internet dergisi. Sokak Kedisi, Hızlı Gazeteci siteleri bana ait. Ayrıca web tasarımı da yapıyorum.

Derkenar'da çok iyi yazarlar var. Pek tanınmış da değiller. Kim onlar?

Gerçekten çok hoş yazan insanların derkenar.com'a yolu düştü ve lûtfedip yazı verdiler. Derkenar'da yazdığı yazarları kitaplaştıranlar oldu.

Mizahçılarımız atanmışları değil, seçilmişleri hicvediyor

Sizin sevdiğiniz çizerler kimler?

Suat Gönülay dünya çapında bir çizgi romancı. Sencer imzasıyla çizen Şahin Erkoçak da harika. Gençlerden Ersin Karabulut'u çok beğeniyorum.

Karikatüristler arasında kimleri beğeniyorsunuz?

Erdil Yaşaroğlu ve Yiğit Özgür de çok yetenekli, çok zeki ve çok başarılılar.

İktidarın tanımı

'Bizim ülkemizde mizah, muktedirlerden ziyade sivilleri hicvediyor' diyorsunuz?

Türkiye'de iktidarın kim olduğunu doğru tespit etmek lâzım. Seçimle gelen ve hukuk ayaklar altına alınarak, seçim sonuçları yok sayılarak, bürokrat darbeleriyle, askerî darbelerle, çeşitli ayak oyunlarıyla gönderilen hükümetlere iktidar demek, iktidarın tanımını iyi bilmiyor olmakla açıklanabilir.

Dolayısıyla…

Dolayısıyla, hükümetlerle uğraşmak, seçilmiş parlamentolarla uğraşmak, iktidara muhalefet etmek değildir. Seçilmişlere muhalefettir. Atanmışlardan yana saflaşıp, seçilmişleri sürekli yıpratmak ve onlara sürekli manevî tacizde bulunmak… Bunu ben mizah olarak görmüyorum.

Anlıyorum…

2 yıl önce bir akşam televizyonda Türkiye'nin çok danınan karikatüristlerinden ikisini çıkarmışlardı. Programın yöneticisi sordu: 'Siz iktidara karşı mısınız?' Onlardan biri, çok karizmatik bir arkadaş, 'Bizim iktidarla sorunumuz yok, bizim sorunumuz hükümetle'dedi. Bu bence şecaat arz ederken sirkatin söylemektir. Tamamen Türkiye'deki mizah dergilerinin işlevini tarif etmektedir.

Karikatüristler yetersiz

Kim bu karikatüristler?

Bu çerçevede kim oldukları önemli de değil. Türkiye'de karikatüristler uzun yıllardan, Cumhuriyet'in kuruluşundan beri, aslında iktidardan yana ve seçilmiş politikacılara karşıdır. Sivil politikacıları taciz etmek, ülkedeki bütün demokratik atılımları bir şekilde kötülemek ve onu alay konusu etmek için uğraşırlar.

Yani karikatüristler kötü insanlar mı?

Hayır. Kötü niyetli değiller. Çapları çok dar ve bilgi bakımından çok yetersizler, okumuyorlar. Çok az sayıda istisna hariç durum budur. Yani iktidar adına kelle avcılığı yapmak gibi bilinçli bir tavırları da yok aslında.

Köşem var ezerim demem

Deyimleşen '…mış gibi', 'plaza medyası' ve 'değişim rüzgârı' tabirleri, sizin eserlerinizden çıktı…

1992'de, Cumhuriyet'te çıkan Hızlı Gazeteci'nin son öyküsünün adı '…Mış Gibi'ydi. Yayınlandığı 200 küsur gün boyunca gazetedeki bandın orta yerinde yer aldı. O tabiri, hikâyeye isim düşünürken bulmuştum…

Önümüzdeki hafta Star'da yazmaya başlayacaksınız. Neler yazacaksınız?

'Benim burada bir köşem var, gücüm var, sizi ezerim ha!' gibi bir tavır takınmamayı kendime şart koşuyorum. O medyanın gücünü kendi kişisel gücüm zannetmek gibi bir hataya düşmemeye gayret edeceğim. Herhangi bir güce, harekete veya kitleye angaje olup herhangi bir yerin borazanı, avukatı ya da tetikçisi gibi olmamaya özen göstereceğim.

Yazıp çizmenin sizin için anlamı nedir?

Yazıp çizmek benim için hiç bir zaman temelde para kazanma, bir itibar, şan şöhret kazanma gibi dışsal şeylerle ilgili olmadı. Yazmak ve çizmek, hayatla, toplumla aramda kurulan bir asma köprü.

Neden asma köprü de taş köprü değil?

Çünkü asma köprü ayağınızın altında sallanır, esner. O köprüden geçmek dikkat ve titizlik gerektirir., Yazıp çizmek benim için hiç bir zaman temelde para kazanma, bir itibar, şan şöhret kazanma gibi dışsal şeylerle ilgili olmadı. Yazmak ve çizmek, hayatla, toplumla aramda kurulan bir asma köprü.

diYorum

Etiketler

Aile AKP Ali Türkan Amerika Araba Aydın Bacı Beslenme Bilim Cem Karaca Cehalet CHP Cinsellik Çevre Çizgi Roman Çocuk Demokrasi Deprem Derkenar Devlet Dil Din Distopya Edebiyat Eğitim Ekonomi Erkek Fanatizm Felsefe Feminizm Gençlik Günce Hayat Hayvanlar Hızlı Gazeteci Hoyratlık Hukuk İnternet İslâm Kadın Kapitalizm Karikatür Kariyer Kedi Kemalizm Kemal Tahir Kent Kitap Kişilik Komplo Konut Kültür Kürtler Mavra Medya Mektup Militarizm Milliyetçilik Mizah Modernite Müzik Necdet Şen Nefret Nereye Nostalji Pano Pazarlama Polemik Portreler Psikoloji Reklam Safsata Sağlık Sanat Savaş Sevgi Seyahat Sinema Siyaset Sol Sosyoloji Spor Şarap Şiir Tarih Teknoloji Telefon Televizyon Terör Toplum Tutunamayanlar Ütopya Vicdan Yazmak Yalnızlık Yaşlılık Yergi Yoksulluk

Derkenar'da     Google'da  

77