Patronsuz Medya

Tepki veren toplumuz, ama sadece tepki


Son yıllarda sıkça yaşadığım, yaşatıldığım bir duygu bu... Düşünmeden tepki vermek! Sadece tepki vermek için tepki vermek! İşin özünü bilmediğinde kendisine yardım için konuşanları dinlemeden, kızmak, bağırmak, sadece ben haklıyımı savunan bir sürü kişi ile karşılaşıyorum.

Oysa biraz sakin ve sabırla çözüme kısa yoldan ulaşmak tam karşımız da dururken, biz milletçe dolambaçları seviyoruz sanırım!

Tepki veren toplumuz onu anladım da... Ama neden sadece tepki veriyoruz? Bunu çözemiyorum!

cackler - 20 Haziran 2001

* * *

Bunda çözülmeyecek bir şey yok cackler. Tepki vermek, gerçek anlamda üretmekten daha kolay. İleriye götüren diğer adımdan, hareketten bahsediyorum. Çoğumuz içinse, bahaneler bularak birşeylerin arkasına sığınmak ve kolay olan yolu seçmek alışılmadık bir durum değil.

Ayrıca dolambaçlı yol olur mu bu hiç? Birileri (çok az kişi) senin yerine düşünmüş sana kalan onlardan birini seçmek. Sence bu mu zor yol?

Ben de senin gibi bunları (çokça) düşünüyorum. Ancak artık yapmam gerekenin; bunun neden böyle olduğunu sorgulamak değil, ne yapılabileceğini bulmak olduğunu düşünüyorum.

Herkes kendi adına haklı ve doğru olanı yapıyor. Öncelikle hepimiz kendi içimize dönüp bir bakmalıyız.

Ayrıca, dikkat ettin mi; iş yapan insan pek fazla konuşmaz. O daha ziyade üretir ve tartışmaya da çok fazla vakti yoktur. Vakti değerlidir ve muhalefet etmek yerine davranışlarıyla örnek olur. Amacı bu değildir. Kendiliğinden olur bu. pupa - 25 Haziran 2001

* * *

Dediklerinizin hepsine yürekten katılıyorum, sadece biri hariç; birileri benim için düşünmesin(fikir üretip bunu hayata geçirebilen insanlar değil bahsim)... katılmamak olarak da söylemiyeyim küçük bir ekleme daha doğru.

Teşekkürler pupa.

cackler - 26 Haziran 2001

* * *

'Birileri senin yerine düşünmüş, onlardan birini seç.' derken anlatmak istediğim: bunu kabul etmemiz gerektiği değil aksine, bu kolay yolu seçmememiz gerektiğiydi.

Tabii ki fikir üretmekten yanayım ben de. Eksik kaldığını düşündüğüm taraf şu: kendi kafanda sorgulamadan hazır reçete olarak edinilmiş bilgilerle tepki vermek. Yani, sürü psikolojisine uygun bir tavır içinde, kendine bir çoban aramak ve çobanın 'her dediğini' sorgulamadan ve sorgulatmadan tek doğru kabul etmek.

Yoksa, başkalarına ait ama kabul ettiğin fikirlerin olması elbette ki çok doğal. Bence önemli olan bu fikirleri gerçekçi bir gözle ve içine sindirmiş olarak kabul edip etmediğin.

Sana ve burada yazan herkese sevgiler...

pupa - 27 Haziran 2001

* * *

Bence kişisel verilen tepkiler, her toplumda olur. İlkel toplumda yaşayan insanlar da tepkilerini bir biçimde ifade etmişlerdir. İnsanın doğası budur. Bir şeylere tepki verir, bu tepkinin ne anlama geldiğinin farkına vardığı zaman aydın bir insan olur. Bu verilen tepkiler o toplumun aldığı eğitim, aydınlanma düzeyine paralel içerikler kazanır. Söyler misiniz dostlar, bu toplumun demokrasi mücadelesi geleneği hangi görkemli anılarla anılır. Cılız hareketlenmeler ve her on yılda "gömlek bol geldi" diye yapılan darbelerle budanan demokrasimiz. Darbelere büyük bir keyifle alkış tutan bir halk.

Anlamsız tepkiler, gelişigüzel yapılandır. İnsan ne istediğini bilmelidir. Örgütlü ve bilinçli verilmelidir tepkiler. Bizim insanlarımız örgütlü olmaktan kaçınır, "demokrasi istemiyoruz" diye bağırır. Sevgisizlik, hoşgörüsüzlük ortamında dikenli çiçek açar halkımız. Kendisi gibi düşünmeyeni zorla "kart-kurt" sesleriyle bir kalıba sokmaya çalışılır. Geniş bir kesimin her olaya bakış açısında fundementalizm kokar. Yani ne kadar demokrasi geleneği, ne kadar aydınlanma isteği o kadar ekmek.

Bunları söylerken bütün insanlarımız mahkum etmiyorum. Ama bu silik kültürlü, kişiliği gelişmemiş insanları işyerinde, sokakta, evde, aşklarında kısaca her yerde görmüyor muyuz? İlkel yanımız bizi tutucu bir hale getirmiyor mu? Ve biz ne kadar da böbürleniriz bu halimizle. Herkes yanlıştır bir biz doğru. Hele şu "başka ülkeler olmasa", "hepsi bizi bir kaşıkta boğacaklar ellerine geçirseler" söylemi.

Örneğin: "Avrupa bizi zaten istemiyor, onlar bizi almazlar ki, biz boşuna yapıyoruz bu düzenlemeleri" diyen aslında demokratik düzenlemelerin kendi ihtiyacı olduğunun farkına varmayan, bütün bu düzenlemelere kuşkuyla bakan bir halkımız var. Ya da "Avrupa Avrupa Duy Sesimizi Bu Gelen Türkler'in Ayak Sesleri" diye stadyumlarda sokakta kendinden geçerek bağıran, Avrupalı olduğunu kendisi de kabul etmeyen bir halk.

Daha fazla dağıtmadan söylemek gerekir ki cılız bir şekilde verilen demokrasi mücadelesi var.
Hep merak etmişimdir; başka bir ülke var mı ki sokaklarında her gün gösteri olsun ve bu gösterilerin sonucunda hiç bir hak elde edilmesin yıllarca. Hak elde edemediği gibi sürekli budanan haklarını korumak için gösteri yaptığında da yasadışı ilan edilsin. Manisa'da 14-17 yaşlar arasındaki gençlere yapılan işkence karşısında, Sivas'ta yakılan insanlarımıza kulaklarını tıkayan bir kültürel dokuda hangi çiçek açar?

Kısaca dostlar daha alacağımız çok yol var. Eğitimi aydınlanmanın hizmetine sunup hurafelerden arınmak için daha yolun başındayız. Bilinci geliştikçe, aydınlandıkça güzelleşecek bu halk. Bahçesinde farklı ağaçlar birbirini kısıtlamadan sere serpe göğe doğru evrilecek.

Ali - 27 Haziran 2001

* * *

Tuhaf diyeceksiniz belki, benim siyaset, demokrasi vb. yakınmalarım yok, zaten umudum da yok. Diyeceksiniz ki o zaman sen bir şeyler yap!

Dün okuduğum bir yazı beni gerçekten etkiledi. Çetin ALTAN ın yazısı idi ve insanlarımızın nasıl zamanla hoşgörülerini kaybettiklerinden, umursamaz olduklarından bahsediyordu yazıda eski bir istanbul beyefendisinin ağzı ile.

Yalan yanlış yazmış olacağım, özür diliyorum ama aklımda kalan son cümle "keşke" diyordu "eski İstanbul halicin suları altında kalmasaydı, bizler sanırım milletçe içtenliğimizi kaybettik şehirleştikçe..."

İşin enteresan yanı, Çetin Altan bu yazısını 22 yıl önce yazmış (26,06,2001 tarihli yazıdan bahsediyorum) ve değişen hiç bir şey yok...

Biliyor musunuz, ben karşı komşum bana TEPKİ versin istiyorum, meselâ bir merhaba desin... Sanırım tepkiler farklılaşmış durumda, sadece sinirlenince tepki veriyoruz.

Ya bizi tebessüm ettiren diğer hallerimiz?

Farklı bir açı olsun benimki de.

alpenglowe - 27 Haziran 2001

* * *

Merhaba arkadaşlar,

Bu sayfaya yollanan "tepki"lerinizi keyifle okudum. Görüşlerinize katılıp katılmamam değil, önemli olan. Beni etkileyen, kullandığınız uslup.
Neymiş efendim? Sadece tepki vermeden de, tepki verilebiliyormuş...)

İçten dostluğumla.

Güner - 27 Haziran 2001

* * *

Tepki vermeden tepki vermek? Oysa yazılan her yazı, söylenen her söz, atılan her bakış, ya da yüzünüze bakmayan her kafa bir tepkidir daha doğrusu size yansıma şeklidir bence. Biri buraya nokta yazıp yollasa bile o kişinin bu konuyu düşünmediğini göstermez, sadece susmuştur.

Kimine göre en tehlikeliler her şeye nötr olanlardır; ancak bana göre en tehlikeli olanlar vara yoğa bir fikir savuranlardır. Çünkü insanın kendini tanıması bence yolun ilk adımı.

Her konuda fikri olanlar benim sevmediğim tepkileri verenler. Bir de bu konuda neden kızdıklarını söyleyebilseler?

cackler - 27 Haziran 2001



Yazıyı tanıdıklarınıza da tavsiye etmek ister misiniz?

 

Görüşlerinizi alalım

Ad Soyad
E Posta   (gizli kalacak)

« 8088


 

Mavra

Editör'ün Önerisi

Laura

Ali Türkan

Bir süre de bahçe kapısını tekmeledikten, salladıktan sonra sakinleşti. Biraz utanmış, biraz çaresiz dikiliyordum yanında. Kaldırıma oturdum, o da yanıma çöktü. Titreyen elleriyle iki cigara yaktı, birini bana uzattı ve sirenleri iyice duyulan polis arabalarını beklemeye başladık.  Devam


Erkeksiz bir dünyanın feministleri

Kâmuran Kızlak

Üstad Laing'in kırk yıl kadar önce söylediği cümlenin ilk bölümü bugün bir düzeltme gerektiriyor artık. Yani, hayatın mutlaka seks ile bulaşması gerekmiyor. Artık bir insan dünyaya getirmek için tüp bebek, kök hücre, klonlama, laboratuvarda insan embriyosu yaratma, gen araştırmaları gibi çeşitli yollar var.  Devam


Çizgi Roman diliyle Siyaset algısı

Necdet Şen

Ortalama bir çizgi roman okuru daha en baştan bu tarz simgelerin ne anlama geldiğini öğrenerek işe başlar ve eline hangi kitabı ya da süreli yayını alırsa alsın, olguları bu cetvelle ölçer.  Devam


Son Yorumlar

Syd Barrett - Çok büyük bir iştahla okudum yazıyı. Tanrım, bu... Cenk Öyküleri 1: Sen kimin uşağısın lan!

Şemsettin Oruk - Ken Parker' i hortlatmak gibi olacak, ama... Klasik çizgi romanın doruğu: Ken Parker

Wakkas Kelle - DEVAM Beyaz Türk kelimesinden ne kastedildiğini bilmiyorum, ancak... Beyaz Türk

Wakkas Kelle - Necdet Bey, kusura bakmayın ama yazınız mantıklı değil. 60'lı yılların Türk... Beyaz Türk

Buse Özkan - Herkes hayatının belli dönemlerinde birçok sıkıntıyla... Eroin Güncesi


Web Gezgini

Savaş kararını (Apo'nun) avukatı aldırdı

Öcalan'ın hedefi ne sizce?

Bütün amacı kendisini kurtarmak. Yaşamı karşılığında, kendisine dayatılan şeyleri yapıyor. Eğer İmralı'da kendisine 'şunu yap, bunu yap' denmese, dışarıda iki asker öldürüldüğü zaman Öcalan'ın ödü kopar. Ama şimdi kendisine çatışma dayatılıyor.

Hüseyin Yıldırım - Neşe Düzel (Taraf)


Son Yazılar

Bir sor Allah aşkına

Seyit Balkuv

Her soru bir merak duygusundan kaynaklanıyorsa ve merak duygusu da farklı olana yönelmek dürtüsü ile ilgiliyse, "hayata dair bir soru" iyi bir başlangıç noktası olabilir belki de ne dersiniz?  Devam


Kırık Emekli General Hayatları

Ahmet Faruk Yağcı

Nesiller gelip geçiyor. Bunca emekli adam, bunca vatana hizmet gayreti beni yoruyor. Ey yetkililer! Siz siz olun beni dinleyin. Zararlı çıkmazsınız. Kendini Cipralex'e Lustral'e vurmuş emekli subay sayınız da yıllar içinde azalır.  Devam


Trigger Happy

Deniz Türkoğlu

Kendini tehlikede (hatta yalnızca rahatsız) hissettiği ilk yerde tetiğe basmak ve tehdidi yok etmek üzere kodlanmış, hiç bir tehlike oluşturmayan durumlarda da tetiğe basma ihtiyacına dönüşmüş korkunç bir alışkanlığın adı.  Devam


Hayat Oburu

Necdet Şen

Ya hakkaten ya! Hayat çok kısa, seçenekler sonsuz. Ben 99. maddedeyken listenin adı "ölmeden önce yapılması gereken 10.000 şey" diye değişir, yaya kalırım diye tırsıyorum.  Devam


Avrupa'da bir seçim

Yalçın Şahin

İnsanlar yurtlarını bırakıp Avrupa'ya göç ediyorsa bu daha çok tanımını Batı insanının yaptığı bir yoksulluktan kaçmak içindir, ki bana göre bu genelde yapay, üretilmiş bir yoksulluktur.  Devam


Kanlıca'nın yalnızları

Deniz Türkoğlu

Her sabah işe giderken ve her gece işten dönerken, aynı sekizlik dolmuşta, bazen aynı koltukta yan yana, gene hiç konuşmuyorduk. Selâmlaşmıyorduk. Göz göze gelmiyorduk.  Devam


Hayvana şiddetten toplumsal suça doğru

Hülya Yalçın

Toplumsal şiddet büyük bir hızla tırmanırken herkes sebepler arıyor. Kimse görünen ve ortalıkta gözümüze acı acı haykıran sebebi görmüyor. Belki de görmek istemiyor.  Devam


Nişantaşı Reasürans

Nuri Yalçın

Sık sık 360 derece çark etmesinin basit bir iş olmadığını, planlı yapıldığını ispatlıyor. Yoksa sakalılın kılları kadar şablon tutmazdı kasasında. Şablonların sırrı sadece bu kadar değil.  Devam


Boşluk

Ahmet Faruk Yağcı

Şu günlerde içinizde bir huzursuzluk, bir boşluk, garip bir ağrı sonrası esrikliği hissediyorsanız paniklemeyin. Eskisinden çok daha iyi ve mutlu olacaksınız.  Devam


© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.  

 

  214 - 10 - 1242 - 1287


Web Derkenar
31 Temmuz 2010 Cumartesi
Yazı Boyutu
©