Patronsuz Medya

Para Meseleleri

  Hans-Peter Martin + Harald Schumann

Hans-Peter Martin + Harald Schumann, Globalleşme Tuzağı Demokrasiye ve Refaha Saldırı Ümit Yayınları, 1997, 240 sayfa (Derleyen: Çağla T.)


Para terörizmi yürüten dünya bankacıları, krallardan ve mareşallerden daha güçlüdür. Roma'daki Papa'dan bile daha güçlü. Onlar ellerini asla kirletmezler. Kimseyi öldürmezler; yalnızca gösteriye alkış tutmakla yetinirler.

Onların görevlisi olan uluslar arası teknokratlar, ülkelerimizi yönetmektedir; ne başkandırlar ne de bakan, seçilmiş değildirler, gene de maaş katsayılarını, kamu harcamalarını, yatırımlarla satışları, fiyatlarla vergileri, faiz ve destekleme oranlarını, güneşin ne zaman doğacağını, yağmurun kaç zamanda bir yağacağını onlar saptar.

Onlar hapishane ve işkence odalarıyla, toplama kampları ve ölüm merkezleriyle ilgilenmezler, oysa bu yerler onların eylemlerinin kaçınılmaz sonuçlarıyla doludur.

Teknokratlar sorumsuzluğun ayrıcalığına sığınırlar. Biz tarafsızız, derler.

Eduardo Galeano - Kucaklaşmanın Kitabı Sayfa 100

* * *

İnsanların çoğu, sanattan gerçek zevk almadan ölür giderler. Gene de bu zevkin yerine, bir valsin yarattığı titreşimleri ya da çok iyi tanıtılmış bir romanın uyandırdığı ilgiyi geçerli zevkler olarak kabul etmek, artık benimsenmiş tutumlardır.

Bir insanın özünden kaynayıp taşan sevgi hiç bir durumda ölemez. Duyarlı ruhun üzerinde, sonsuza dek sürecek, aşıya benzer bir iz bırakır. Koşullar -örneğin uzaklık- sevgi için gerekli olan beslenmeyi engelleyebilir; o zaman sevgi, gücünü yitirecek, duygusal bir hevese, bilincin alt katmanlarında seğirmeye devam edecek hafif bir duygu damarına dönüşecektir. Ama ölmeyecektir, duygusal niteliği hiç değişmeden kalacaktır. Bir zamanlar seven kişi, ruhunun en derin köşelerinde, sevgilisinin onun bir parçası olduğu duygusun sürdürecektir. Talih, fiziksel ve toplumsal anlamda onu başka yerlere sürükleyebilir, ama bunun hiç önemi yoktur; çünkü o kişi, sevdiğine yakın olmaya devam edecektir. Gerçek sevginin en büyük belirtisi şudur: sevgiliye, yer birliğinin sağladığından daha derin bir bağlılık ve içtenlikle yakın olmak.

Ortega y Gasset - Sevgi Üstüne Sayfa 21-23

* * *

Dünya pazarında, devletin yön çizme olanaklarının yok olması, ibrenin gittikçe güçlülerin çıkarları doğrultusunda ilerlemesini sağlıyor. Şaşırtıcı bir cehaletle, yeni global ekonominin mühendisleri, kendi başarılarını yaratanların görüşlerine önem vermiyor. Sürekli ücret kesintilerinin, daha uzun çalışma saatlerinin, kısıtlı sosyal hizmetlerin hatta Amerika'da tümüyle ortadan kaldırılan sosyal sistemin, toplumları global yarışa hazırlaması ve zinde tutması gerekiyor.

Tüm sanayi, patronlar ve liberal ekonomiden yana olan politikacılar bu programa karşı olan her türlü girişimi, uyulması olanaksız bir statükonun boşuna savunulması olarak görüyorlar. Globalleşmenin, aynı sanayi devriminde olduğu gibi, önüne geçilemez diyorlar. Buna karşı çıkanlar, aynı 19.yüzyılda İngiltere'de makinelere karşı çıkanlar gibi kendileri kaybedecekler.

Sosyal yönden düşüşün terslikleriyle bizzat yüz yüze kalan huzurlu orta sınıf insanı, dünya piyasalarında kaybedenler için, artık para ödemek istemeyen refah şovenistlerine dönüşüyor.

Almanya'da özellikle de FDP'de yoğunlaşan bu yeni sağ fraksiyonun politikacıları, sosyal otlakçılara duyulan bu kini, yaşlılık, emeklilik, hastalık ve işsizlik sorunlarıyla herkes kendisi uğraşsın tezine dönüştürüyor.

Özellikle alt sınıflardan vatandaşların, neredeyse yarısının artık seçimlere katılmadığı ABD'de, yeni sosyal Darvinciler, parlamenter çoğunluğu elde ettiler bile ve şimdi de uluslarını Brezilya örneğine uygun biçimde bölüyorlar.

Singapur'da Raffles, Moskova'da Savoy, Rio de Janeiro'da Copacabana Palas gibi ünlü otel barlarında, birçok yılda bir, çok uzaklara gitmeye cesaret etmiş eski okul arkadaşına gece yarısı yolda rastlayan dünya çapındaki patronların telâşlı hizmet elçileri, onların şaşırtıcı bir şekilde ucuz yerlerde kaldıklarını öğrendiklerinde, hayli üzülüyorlar.

Her şeyden ve kendinden uzak, yıl içinde yapılan kıtalararası yolculukların en çok sekizincisinden sonra bıkkınlık veren boşluk ve yalnızlık duygusu ortaya çıkıyor. Global olduğu doğru, ama sürekli uçak yolculuğu yapan kişinin üzerinde dinlendiği ve alıştığı koltuğun, sonuçta tekdüze ve katlanılamaz olduğu da bir gerçek.

Yeryüzünün her yerinde bulunan, güvenli ama sevimsiz, karşılaştırıldıklarında birbirlerine benzeyen hava alanlarına, otellere ve restoran zincirlerine kilitleniyorlar ya da havalandırması iyi, ama itici otel odalarında benzer video-kaset çeşitleriyle uyuşuyorlar.

Hızlı yaşayanların ruhu, vücutları kadar çabuk dolaşmıyor, aynı şekilde bir başka şeye çabucak uyum sağlamak da kolay olmuyor. Bilinmeyen, gerçekten yeni olan bir şeyle hiç karşılaşılmıyor ya da görülenler de hemen unutuluyor.

Böylelikle insan her yerde olabiliyor ya da aksine hep aynı yerde kalıyor, her şeyi görmüş oluyor ya da çoktandır bilinen bir şeyi görüyor ve uçak yolculuklarında ücreti ödenmiş mesafeleri biriktiriyor.

Tıpkı evinde oturanların telefon kartı, pul, bira şişesi altlığı biriktirmesi gibi.

diYorum

Etiketler

Aile AKP Ali Türkan Amerika Araba Aydın Beslenme Bilim Cem Karaca Cehalet CHP Cinsellik Çevre Çizgi Roman Çocuk Demokrasi Deprem Derkenar Devlet Dil Din Distopya Edebiyat Eğitim Ekonomi Erkek Fanatizm Felsefe Feminizm Gençlik Günce Hayat Hayvanlar Hızlı Gazeteci Hoyratlık Hukuk İnternet İslâm Kadın Kapitalizm Kariyer Kedi Kemalizm Kemal Tahir Kent Kitap Kişilik Komplo Konut Kültür Kürtler Mavra Medya Mektup Militarizm Milliyetçilik Mizah Modernite Müzik Necdet Şen Nefret Nereye Nostalji Pano Pazarlama Polemik Portreler Psikoloji Reklam Safsata Sağlık Sanat Savaş Sevgi Seyahat Sinema Siyaset Sol Sosyoloji Spor Şiir Tarih Teknoloji Telefon Televizyon Terör Toplum Tutunamayanlar Ütopya Vicdan Yazmak Yalnızlık Yaşlılık Yergi Yoksulluk

Derkenar'da     Google'da  

80