Patronsuz Medya

COVID-19

Alper Uzun - 16 Mart 2020  


Birbirimizi yok etmek için yüzyıllar boyu büyük çaba gösterdik ve gösteriyoruz da. Teknolojilerimiz geliştikçe silâhlarımız da gelişti. Hatta nükleer silâhlar ile dayılandık, meydan okuduk. Saçma sapan ideal bile denmeyecek şeyler uğruna en kutsalımızı yani hayatı yok ettik. İnsanoğlu tüm bu vahşiliğini bu şekilde cömertçe birbiri için acımadan kullanırken, bugünlere vardık.

Şimdi ise birbirimizi yok etmek adına icat ettiğimiz tankları, tüfekleri, uçakları kullanmak için evden dahi çıkamayacak duruma geldik. İstisnasız her ülke bu durumda.

Tüm bunların sebebi de bir virüs.

İnsan genomu yaklaşık 3 milyar bazdan oluşmuş ve bu bizi pıstıran virüsün genomu sadece ve sadece 29, 903 (yirmi dokuz bin dokuz yüz üç).

Orijinal geçici ismi şu şekilde: Severe Acute Respiratory Syndrome Coronavirus 2 (Ağır Akut Solunum Sendromu Koronavirüs 2)

Daha sonra Dünya Sağlık örgütü 'Coronovirus Disease 2019' adını veriyor ya da kısa adıyla 'COVID-19'.

Filmlerde görsek amma da abartmışlar ha diyeceğimiz tarihi günlere şahit oluyoruz. Hatta başrol oyuncusu olmamak içinde kendimizi evlerimize kapattık.

Kısaca neyin nesidir bu virus ve ne durumlara düşürüyor bizi gibi soruların cevaplarını fazla sıkmadan özetlemek istiyorum.

Bu virüsün ne olduğunu, nasıl olduğunu anlarsam sanki daha iyi mücadele ederim ya da en azından daha iyi hissederim diye düşündüm ve paylaşmak istedim araştırıp öğrendiklerimi.

Şu ana kadar bildiğimiz 7 tane coronavirus var bunlardan 5 tanesi hafif solunum yolları rahatsızlığı yaparken, diğer 2 tanesiyle son 20 yılda karşılaştık SARS ve MERS; ikisi de ağır hastalıklar yarattı insanlar üzerinde.

SARS dünya çapında 8000 insanı enfekte etti ve 800 kişi hayatını kaybetti.

MERS ise 857 kişiyi enfekte etti ve 334 kişinin ölmesine neden oldu.

SARS'ın ölüm oranı %10 iken MERS'te %30'lara çıkmış.

Ve 7. Coronavirus ise 'COVID-19'.

Ateş, halsizlik, öksürük ile kendini gösteriyor. SARS ve MERS e bu bakımdan çok benziyor.

Genom analizleri sonucunda SARS ve MERS'e ve diğer bilinen Coronavirus tiplerine göre COVID-19'un genomunun büyüklüğü 3 kat daha fazla.

Son yapılan araştırmalar COVID-19'un yarasalardan çıktığını rapor ediyor. Fakat yarasadan insana geçiş yapan ara canlının ne olduğu hâlâ tam bilinmiyor.

Virüsün yapısında bulunan sivri adeta mızrak ucu görünümündeki S protein adı verilen yapılar çok önemli.

İki parçası var:

S1 ile konak hücre reseptörüne bağlanıyor.

S2 ile de hücre zarından geçmesini sağlıyor. Hücrenin içine giriyor.

Yapısal analizler, reseptör bağlanma bölgesinin çekirdekten ve dış bir ek bölgeden meydana geldiğini göstermiş.

Hücreye giriş için 'ACE2' isimli konak hücrenin reseptörünü kullanıyor.
Kısa adı ACE2, açılımı ise Türkçe olarak 'anjiyotensin dönüştürücü enzim'.
ACE2 'en çok' akciğerlerde, sindirim sisteminde, böbreklerde bulunuyor.

Dikkat çekici bir durum ise SARS ve MERS ile karşılaştırılınca, COVID-19, ACE2 reseptörüne 10-20 kat daha güçlü bağlanıyor. Bu nedenle, insanlarda yayılımının gözlendiği düşünülüyor.

Başka bir dikkat çekici durum ise COVID-19 hücreye bağlanmak için başka bir reseptör kullanmıyor. Sadece ACE2.

COVID-19 yakın temas ve damlacık (hapşırma, tükürük) yoluyla bulaşıyor.

Göz ve ağız virüsün giriş yolları.

COVID-19 göz yaşında da tespit edilmiş.

Hastalığın kuluçka süresi 1-14 gün, hastaların %95'inde semptomplar, temastan itibaren 12, 5 günde ortaya çıkıyor. Bu yüzden 14 günlük karantina süresi önemli.

Bu arada kuluçka süresi 19 gün olan hastalara da rastlanılmış bu da hastalığın fark edilmesini iyice zorlaştırıyor.

Klinik görünümde belirti vermeyen enfeksiyondan, ağır solunum yetmezliklerine kadar değişen tablolar görünüyor.

Yapılan analizlerde COVID-19 hastalarında bağışıklık sistemi ile ilgili proteinlerin düzeyleri hasta olmayanlara göre çok yüksek bulunmuş, bu da şunu gösteriyor; bağışıklık sisteminin cevap vermesinin başlaması ile kemokinler ve sitokinler (enfeksiyona karşı savunma moleküllerimiz) üretiliyor, bu da konak yapının meselâ bu durumda akciğerlerin zarar görmesi ile sonuçlanıyor.

Salgının başlamasıyla birlikte hastalığın kontrol altına alınması eğer sıkı kontroller uygulanabilirse yaklaşık 3 ayı buluyor. Bu arada hastalığa yakalanan ve kurtulanların uzun dönemde ne gibi sağlık sorunlarıyla karşılaşabileceği bilinmiyor. Belki de bir sorun olmayacak ya da olacak; burası bilinmezliğini bir süre daha koruyacak ne yazık ki.

Hastalanan kişilerin derhal karantina altına alınması gerekiyor.

Korunmak için ise insanlarla yakın temastan kaçınmak gerekiyor, evde kalınabiliyorsa bu salgın sürecinde evde kalıp dışarı çıkmamak şimdilik tek korunabilme yöntemi. Elleri sabunlu suyla yıkamak ise virüsü ellerimizden atmanın en kesin yolu. Bir de bu salgın sürecinde paniklememek gerekiyor toplum olarak.

Belki bu virüs hayatın ne kadar değerli ve meğerse ne rahat hayatlarımız varmış öncesinde düşüncesini kafamıza kazır.

Bu zorlu süreçte herkese büyük kolaylıklar diliyorum.

* * *

Kullanılan Kaynaklar:

1) Coronavirus Disease 2019 (COVID-19): What we know? He F, Deng Y, Li W. J Med Virol. 2020 Mar 14.

2) Identification of a novel coronavirus causing severe pneumonia in human: A descriptive study. Ren LL, Wang YM, Wu ZQ, Xiang ZC, Guo L, Xu T, Jiang YZ, Xiong Y, Li YJ, Li XW, Li H, Fan GH, Gu XY, Xiao Y, Gao H, Xu JY, Yang F, Wang XM, Wu C, Chen L, Liu YW, Liu B, Yang J, Wang XR, Dong J, Li L, Huang CL, Zhao JP, Hu Y, Cheng ZS, Liu LL, Qian ZH, Qin C, Jin Q, Cao B, Wang JW. Chin Med J (Engl). 2020 Feb 11.

3) Emerging coronaviruses: Genome structure, replication, and pathogenesis. Chen Y, Liu Q, Guo D. J Med Virol. 2020 Apr;92(4): 418-423. 2020 Feb 7.

4) A pathology atlas of the human cancer transcriptome. Uhlen M et al. Science. 2017.

Yorumlar

Alper bey, yazınızı dikkatle okudum fakat kafa karışıklığım geçmedi. Bu konudaki uzmanlığınız nedir bilmiyorum, her halde iyi bildiğiniz bir konu olmalı ki bizi aydınlatmak için yazmışsınız.

Şunu soracağım, diyelim ki risk grubunda değiliz ya da diyelim ki tam sınırdayız, yakalandık, hafif atlattık, hatta belki farkına bile varmadan atlattık. Bu durumda artık bu hastalığa karşı bağışıklığımız var mıdır yoksa bir sonraki bulaşmada gene mi hasta oluruz?

Ha, bir de çocuğum 10 yaşında ve tip-1 diabet hastası. Risk grubunda mıdır?

Feray Demirci - 21 Mart 2020 (13:01)

Merhaba Feray Hanım,

Karmaşık hastalıkların (birden fazla genin sebep olduğu hastalıklar) genetik yapısının anlaşılması üzerine çalışıyorum.

COVID19 ile ilgili yapılan araştırmalara göre (şu ana kadar) hastalığa karşı bağışıklık kazanıyorsunuz. Zaten bu yüzden bir an önce aşının yapılması için uğraşılıyor. Fakat eğer virüsün genetik materyalinde herhangi bir değişim olursa yani mutasyona uğrarsa o zaman yeni mutanta karşı herhangi bir bağışıklık söz konusu olmadığı için yeniden enfekte olmak söz konusu.

Çocuklarda çok hafif geçtiği rapor edildi hep şu ana kadar. Pek çok belirsizliğe rağmen Tip-1 diyabetik insanların riskli grupta olduğu da biliniyor. Fakat tip-1 diyabetikli çocukların riskinin tip-1 diyabetik olamayanlardan daha farklı bir hastalık seyri izlenmediği 'söyleniyor'.

Belirsizlikler ve bilinmezlikler bir süre daha devam edecek. Zorluk, bu virüsle savaşırken onu öğrenmeye çalışıyoruz.

Alper Uzun - 22 Mart 2020 (03:37)

Merhabalar, corona salgınıyla ilgili haberleri ve bilgileri elimden geldiğince okuyorum ama gene de cevabını bilmediğim ve anlamadığım bazı şeyler var.

Mesela diyelim ki bir süre A kişisiyle aynı mekanda bulundum ve onun eliyle dokunduğu bazı şeylere dokundum, meselâ su içtiği bardağı tuttum vs… Ve gene diyelim ki bu kişi az önce hastalığı taşıyan biriyle aynı mekanda bulunmuş, virüsle temas etmiş, konakçı bir kişinin dokunduğu şeylere dokunmuş olsun…

Yani sormak istediğim şu ki, virüsün bulaşır hale gelmesi için illa kuluçka süresi mi gerekiyor, ya da dokunulan nesneler üzerinden elden ele, kişiden kişiye, sonra başka kişiye atlıyor mu?

Sizi güldürmemişimdir umarım. Sahiden merak ediyorum.

Merve Tuncel - 2 Nisan 2020 (12:31)

Merhaba Merve Hanım,

Öncelikle şunu söylemek isterim, sorularınız gayet önemli sorular ve hayır güldürmediniz.

Bu virüs solunum yolu aracılığıyla bulaşıyor, yediklerinizden bulaşmıyor.

Yüzeylerde uzun süre tutanabiliyorlar, verdiğiniz örneklerin hepsinde eğer ellerinizle ağzınızı, burnunuzu veya gözlerinizi ellerseniz, virüsün bulaşma ihtimali çok yüksek. Zaten bu virüsün bulaşıcılığı da hayli yüksek, kolay bulaşıyor.

Kuluçka süresi gerekmiyor bulaşıcılığı için.

Yüzeylerde ne kadar süre duruyor konusunda da çalışma yapıldı, durum şu şekilde;

- Paslanmaz çelikte, virüs parçacıklarının yarısının inaktif hale gelmesi 5 saat 38 dakika sürüyor.

- Plastik üzerinde yarılanma ömrü 6 saat 49 dakika.

- Kartonda yarı ömür yaklaşık 3, 5 saat.

- En kısa hayatta kalma süresi bakır yüzeyler, virüsün yarısı 46 dakika inaktif hale geliyor.

Alper Uzun - 3 Nisan 2020 (09:22)

Alper bey, zaman zaman virüsün Çin yapımı bir biyolojik silâh olduğu iddiası dolaşıyor ortada. ABD başkanı Trump da bu iddiayı tekrar gündeme getirdi. Halbuki okuduğum bir haberden hatırladığım kadarıyla bilim insanları bu iddiayı yalanlamıştı daha önce.

Sormak istediğim, bir virüsün laboratuar ürünü olup olmadığını anlamak mümkün mü? Mümkün ise, bunun yöntemini 6 yaşındaki kızımızın da anlayabileceği bir biçimde izah etmek mümkün mü?

Can & Canan - 16 Nisan 2020 (10:09)

Tam da bu sorunuzu cevaplayacak bir çalışma Nisan ayında Nature MEDICINE dergisinde yayınlandı (Andersen KG, Rambaut A, Lipkin WI, Holmes EC, Garry RF. The proximal origin of SARS-CoV-2. Nat Med. 2020 Apr;26(4):450-452. doi: 10.1038/s41591-020-0820-9. PubMed PMID: 32284615.).

Bu çalışma virüsün bir laboratuvar ürünü ya da bir amaca yönelik dizayn olmadığını gösteriyor.

Yöntem çok üst düzey calışmalar ve uzmanlık gerektirdiği için çok kolay da değil anlatmak. Ama deneyebilirim:

Bu virüs dış yapısındaki mızrak şeklindeki uzantılarla hücre yüzeyinde bulunan ACE2 reseptörüne bağlanıyor. Halbuki bundan 20 yıl önce ortaya çıkan SARS-CoV, ACE2'ya SARS-CoV2 kadar kuvvetli bağlanamıyor. Bu doğal seleksiyon ile güçlendiğinin ispatı, detayda sekans dizi sıralaması analizleri var oradan anlaşılıyor.

6 yaş sınırını bir kaç cümle önce geçtim galiba ve daha başka deliller de var insan yapımı olmadığına dair.

Sanırım bu soru için ayrı bir yazı yazmak lâzım.

Alper Uzun - 21 Nisan 2020 (21:23)

diYorum

 

103
Derkenar'da     Google'da   ARA